Duygu Tüccarlarına Artık “Dur” Demenin Vakti Geldi

Aziz Dağtekin Yazdı


Bu milletin en büyük zenginliği nedir biliyor musunuz?

Ne altını…
Ne dövizi…
Ne petrolü…

Bu milletin en büyük serveti vicdanıdır.

Bir çocuk ağladığında cebindeki son parayı uzatan…
Bir deprem olduğunda kendi ihtiyacını erteleyip tanımadığı insanların imdadına koşan…
Ramazan’da paylaşan, kurbanda dağıtan, selde, yangında, depremde ilk yardıma koşan bir millettir bu millet.

İşte tam da bu yüzden…

En kolay sömürülen şey de bu milletin vicdanıdır.

Kimi Atatürk diyerek toplar…
Kimi din diyerek toplar…
Kimi bayrak diyerek toplar…
Kimi şehit diyerek toplar…
Kimi “vatan elden gidiyor” diyerek toplar…
Kimi de “depremzede aç” diyerek toplar.

Sonra ne olur?

Paranın hesabını soran olunca…

“Sen yardım düşmanı mısın?”
“Sen kötü niyetlisin.”
“Sen bizi hedef gösteriyorsun.”

Hayır!

Kimse yardıma karşı değil.

Millet, yardımın istismar edilmesine karşı.

Çünkü bu ülke, yardım ederken gözyaşı döken insanların ülkesidir.


6 Şubat depremlerinde milyonlarca insan ekran başında ağladı.

Kimisi maaşını gönderdi.

Kimisi altınını bozdurdu.

Kimisi çocuklarının kumbarasını açtı.

Kimisi kredi çekip bağış yaptı.

Çünkü inanmışlardı.

Çünkü güvenmişlerdi.

Çünkü “Bir can kurtulsun.” demişlerdi.

Bugün ise aynı günlere ait görüntüler yeniden gündemde.

Ağlayarak yardım isteyenler…
Canlı yayınlarda bağış çağrısı yapanlar…
“Kim varsa oraya gönderin.” diyenler…

Hepsi yeniden konuşuluyor.

Konuşulmalıdır da…

Çünkü yardım kutsaldır.

Ama yardım adı altında toplanan her kuruşun hesabı da kutsaldır.


Yıllarca bize şu soru soruldu:

“Devlet nerede?”

Oysa devlet hiçbir yere gitmemişti.

Devlet bazen sessiz kalır.

Ama unutmaz.

Devlet acele etmez.

Ama zamanı geldiğinde dosyayı açar.

Çünkü devlet, günlük öfkeyle değil hukukla hareket eder.

Eskilerin güzel bir sözü vardır:

Devletin hafızası uzundur.

Bir başka söz daha vardır:

Devletin sabrı, zafiyet değildir.

Kimileri bunu yıllarca yanlış okudu.

Sessizliği korkaklık sandı.

Sabrı acizlik sandı.

Oysa devlet, bazen bekler.

Delilin olgunlaşmasını bekler.

Sürecin tamamlanmasını bekler.

Ve günü geldiğinde düğmeye basar.

İşte o gün geldiğinde de aynı kişiler bu kez başka sorular sormaya başlar.


Şimdi ise milletin sorması gereken soru şudur:

Depremzedeler için toplanan bağışların tamamı nerelere harcandı?

Hangi kalemlere aktarıldı?

Hangi projelerde kullanıldı?

Hangi bağımsız denetimlerden geçti?

Bağış yapan milyonlarca insanın bu soruları sorması en doğal hakkıdır.

Çünkü o para; milletin alın teridir.

Milletin duasıdır.

Milletin gözyaşıdır.

Ve gözyaşının hesabı olur.


Hiç kimse;

Ünlü diye…

Sanatçı diye…

Akademisyen diye…

Fenomen diye…

Dokunulmaz değildir.

Şeffaflık herkese lazımdır.

Hesap verebilirlik herkese lazımdır.

Güven, ancak açıklıkla korunur.


Bugün yaşanan tartışmalar yalnızca bir soruşturmanın konusu değildir.

Asıl mesele, bundan sonra bu milletin yardım etme duygusunun körelmemesidir.

Çünkü her şaibe…

Her cevapsız soru…

Her belirsizlik…

Bir sonraki afette uzanacak yardım elini biraz daha geri çeker.

En büyük zarar da budur.

Bir kişinin itibarı değil…

Bir milletin merhameti yara alır.


Buradan devlete de açık çağrımızdır:

Yardım adı altında toplanan her kuruşun denetimi daha sıkı yapılmalıdır.

Afet dönemlerinde bağış kampanyaları şeffaf, bağımsız ve anlık olarak kamuoyuna raporlanmalıdır.

Millet, sadece yardım etmeyi değil…

Yardımının doğru yere ulaştığını da görmek ister.

Çünkü güven kaybolursa, bağış da kaybolur.

Merhamet kaybolursa, toplum kaybeder.


Artık insanlar alkıştan önce belge görmek istiyor.

Sloganlardan önce hesap görmek istiyor.

Duygu sömürüsünden önce şeffaflık görmek istiyor.

Çünkü bu millet saf olabilir…

Ama sahipsiz değildir.

Ve unutulmamalıdır ki;

Bu devlet kolay kolay konuşmaz. Ama konuştuğunda dosyasıyla konuşur.

Bu millet kolay kolay hesap sormaz. Ama sorduğunda vicdan adına sorar.

Gözyaşı kutsaldır…

Ama o gözyaşı üzerinden kurulan düzen varsa, onun da mutlaka bir gün hesabı sorulur.

Hakkında Aziz Dağtekin

1960 yılında Elazığ'da doğdu. Öğrenimini İstanbulda tamamlayarak gazetecilik mesleğine 1983 yılında başladı. sırasıyla Hergün, Bulvar, Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinde muhabirlik ve yazı işleri kadrolarında görev aldı. Basın sektöründen 2006 yılında emekli oldu. Halen idare yeri Adana olan ve Ulusal yayın yapan Netinternet, Ekonet Haber, Eko İntenet Haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği ve ekonomi ile alakalı yazı ve yorumlar yazmaktadır. Gazetecilik mesleği yanısara sigortacılık, pazarlama ve finans sektöründe üst düzey yöneticiliklerde bulundu. Sırasıyla İhlas Barter ve Turk Barter'da franchise ve bölge müdürlüğü görevlerinde yer aldı. 2005 yılında Turk Barter'dan ayrılarak Anadolu Barter'ı kurdu. Halen 13'e yakın şubesiyle faaliyet gösteren Anadolu Barter'ın Yönetim Kurulu Başkalığını yürütmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Gazeteci-Yazar Aziz Dağtekin halen Basın Konseyi üyesi ve Adana'da Kurulu bulunan Çukurova Güreş Vakfı ile Elazığlılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin de kurucu üyesidir.

Göz Atmak İster misiniz?

Satılma, Eğilme, Kin Besleme…

Aziz Dağtekin ile Cuma Sohbeti İnsan, ömrü boyunca iki yol arasında yürür. Birisi kalabalığın yolu… …

Bir yanıt yazın