Aziz Dağtekin Yazdı
Siyasetin de bir adabı vardır.
İktidarı eleştirirsiniz…
Muhalefeti eleştirirsiniz…
En sert cümleleri kurarsınız…
Kimse dönüp de buna itiraz etmez.
Ama siyasetin bittiği, iftiranın başladığı bir çizgi vardır.
İşte o çizgi aşıldığında mesele artık fikir ayrılığı değildir; karakter meselesidir.
Son günlerde İYİ Parti kesimin diline pelesenk ettiği bir ifade var.
“Terörist…”
Kime?
Devlet Bahçeli’ye…
İnsanın gerçekten dönüp sorması geliyor.
Bu ülkenin kırk yıldır terörle mücadele eden devlet aklını savunmuş bir siyasetçisine bu yaftayı yapıştırmak, kime ne kazandırıyor?
Muhalefete mi?
Demokrasiye mi?
Yoksa sadece sosyal medyanın en kirli köşelerine birkaç beğeni daha mı?
—
Bir başka soru…
Madem bu kadar milliyetçilik iddiasındasınız…
Terörün zayıflamasından neden rahatsız oluyorsunuz?
Sınırlarımızın daha güvenli hale gelmesi sizi neden huzursuz ediyor?
Türkiye’nin elinin bölgede güçlenmesi neden bazı çevrelerde sevinç değil de öfke üretiyor?
Milliyetçilik; slogan atmak değildir.
Milliyetçilik, devlet söz konusu olduğunda siyasi hesabı ikinci plana koyabilmektir.
Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz…
Ama devlet meselesini parti meselesine çevirdiğiniz gün, milliyetçiliğin içini boşaltırsınız.
—
Gelelim İYİ Parti Lideri Musavat Dervişoğlu’na…
Bir siyasi partinin genel başkanı olmak yalnızca kürsüden konuşmak değildir.
Liderlik bazen susulması gereken yerde konuşmak…
Bazen de konuşulması gereken yerde susmamaktır.
Kendi siyasi çevrenizde kullanılan dil toplumu zehirliyorsa…
İnsanları düşmanlaştırıyorsa…
Daha düne kadar elini öptüğünüz kişiyi, bugün siyasi rakibiniz olarak görüp “terörist” gibi son derece ağır ithamlarla hedef alıyorsanız…
Orada liderin görevi alkışlamak değil…
Dur demektir.
Çünkü sessizlik, çoğu zaman en yüksek sesli onaydır.
Siyasetin dili sert olabilir.
Ama seviyesiz olmak zorunda değildir.
—
Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey; birbirine terörist yaftası yapıştıran siyaset değildir.
Türkiye’nin ihtiyacı; terörün tamamen gündemden çıktığı, ekonominin konuşulduğu, eğitimin konuşulduğu, üretimin konuşulduğu bir iklimdir.
Her sabah yeni bir hakaret…
Her akşam yeni bir linç kampanyası…
Bundan ne millet kazanıyor…
Ne demokrasi…
Ne de siyaset kurumu.
Kazanan sadece kutuplaşma oluyor.
—
Devlet Bahçeli’yi eleştirebilirsiniz.
Sert şekilde eleştirebilirsiniz.
Politikalarını beğenmeyebilirsiniz.
Bunların tamamı demokrasinin doğal parçasıdır.
Fakat eleştiriyle yaftalama arasındaki çizgiyi silerseniz…
Yarın aynı yöntem size döner.
Çünkü nefret dili, sahibini de eninde sonunda hedef alır.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey daha yüksek ses değil…
Daha yüksek seviyedir.
Millet günü geldiğinde kimin devlet için siyaset yaptığını da…
Kimin siyaseti devlet meselesinin önüne koyduğunu da sandıkta ve vicdanında değerlendirecektir.
Siyaset gelip geçer.
Makamlar değişir.
Partiler değişir.
Ama kullanılan dil tarihe kalır.
İşte bu yüzden…
Kelimeleri seçerken sadece bugünü değil, yarını da düşünmek gerekir.
Ekonet Haber Taraftar Değil Haberciyiz