Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti
Bazı sesler vardır…
Bir enstrümanın tınısı olmaktan çıkar, milletin hafızasına dönüşür.
Geçen hafta Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinde 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanı mehter marşlarıyla karşılandı.
O an sadece bir karşılama töreni yaşanmadı.
Türkiye, dünyaya çok net bir mesaj verdi:
“Biz sadece bugünün devleti değiliz; yüzyılların birikimiyle ayakta duran bir milletiz.”
Batı basınının önemli bölümü bu görüntüleri konuştu.
Çünkü Ankara, diplomasi sahnesine tarihini de taşıdı.
Ve işin ilginç tarafı şu oldu:
Dünyanın birçok yerinde hayranlıkla izlenen bu görüntüler, içeride bazı çevreler tarafından küçümsenmeye çalışıldı.
Oysa mehter, herhangi bir müzik topluluğu değildir.
Mehter; disiplinin, devlet geleneğinin, askerî hafızanın ve kültürel sürekliliğin sembolüdür.
Viyana Mozart’la övünür.
İtalya operasıyla övünür.
İspanya flamenkosuyla övünür.
Türkiye’nin de mehteriyle gurur duyması kadar doğal ne olabilir?
Bir milletin kendi tarihî mirasını sahiplenmesi, başka kültürlere düşmanlık değildir.
Tam tersine, gerçek özgüvenin göstergesidir.
Kendi köklerinden utanarak evrensel olunmaz.
Kendi geçmişini küçümseyerek çağdaşlık kurulmaz.
Asıl mesele tam da burada düğümleniyor.
Türkiye uzun yıllar boyunca “ya geçmiş ya gelecek” ikilemine mahkûm edildi.
Oysa güçlü ülkeler böyle davranmaz.
Güçlü ülkeler geçmişlerini müzeye kaldırıp unutan değil, onu bugünün diliyle yeniden yorumlayan ülkelerdir.
Ankara’daki zirve bunu yaptı.
Bir yanda NATO’nun güvenlik gündemi vardı.
Ukrayna savaşı vardı.
Karadeniz dengesi vardı.
Enerji güvenliği vardı.
Göç meselesi vardı.
Diğer yanda ise mehterin ritmi vardı.
Yani Türkiye hem jeopolitik gücünü hem de medeniyet hafızasını aynı kareye sığdırdı.
Bence zirvenin en önemli kazanımı da buydu.
Çünkü dünya artık sadece ekonomik büyüklüklere bakmıyor.
Kültürel ağırlığa da bakıyor.
Kimliğine sahip çıkabilen toplumlara da bakıyor.
Türkiye’nin son yıllarda en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri işte bu özgüven.
Gençler Mozart’ı da bilmeli, Itrî’yi de.
Senfoniyi de dinlemeli, mehteri de.
Çünkü medeniyet, birini seçip diğerini yok etmek değil; kendi kökleri üzerinde yükselirken dünyaya da açık kalabilmektir.
Ankara’da verilen görüntü tam olarak buydu.
Ne geçmişe saplanıp kalmak…
Ne de geçmişten utanmak…
Sadece şu cümleyi dünyaya hatırlatmak:
“Türkiye, tarihinden güç alan ama geleceğe yürüyen bir ülkedir.”
Mehterin sesi belki birkaç dakika sürdü.
Ama verdiği mesaj çok daha uzun süre konuşulacak gibi görünüyor.
Ekonet Haber Taraftar Değil Haberciyiz
