Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti
Türk siyasetinde bazen öyle anlar gelir ki…
O gün tartışılan isimler değil, yaşanan kırılmalar tarihe not düşer.
CHP’nin bugün yaşadığı kriz de tam olarak böyle bir krizdir.
Bir tarafta mahkeme kararıyla koltuğa geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu…
Diğer tarafta partinin fiili lideri gibi hareket etmeyi sürdüren Özgür Özel…
Ortada ise kime ait olduğu belli olmayan bir parti…
Genel merkez bir tarafta…
Belediyeler başka tarafta…
Milletvekilleri ikiye bölünmüş durumda…
Teşkilatlar ise “yarın kim kazanırsa onun yanında duralım” hesabında.
İşte CHP’nin acı fotoğrafı budur.
İKİ BAŞLI PARTİLER SİYASETTE AYAKTA KALAMAZ
Siyasette iki başlılık felakettir.
Devlette iki başlılık krizdir.
Partide iki başlılık ise intihardır.
Bugün CHP tam da böyle bir kavşağın ortasında duruyor.
Bir tarafta “Partiyi ben kurultayla aldım” diyenler…
Diğer tarafta “Mahkeme kararıyla geldim, partinin genel başkanı benim” diyenler…
Peki seçmen ne görüyor?
Kendi iç kavgasından başka hiçbir şey konuşmayan bir CHP görüyor.
Ekonomiyi konuşmayan…
İşsizliği konuşmayan…
Emekliyi konuşmayan…
Sadece koltuk konuşan bir CHP görüyor.
Ve seçmen bunu not ediyor.
ANKETLERİN SÖYLEDİĞİ GERÇEK
Gelelim anketlere…
Ortaya atılan senaryoya göre Özgür Özel yeni parti kurarsa CHP’nin oyları ikiye bölünüyor.
Bu çok çarpıcı.
Çünkü yıllardır anlatılan hikâye şuydu:
“Kılıçdaroğlu giderse CHP uçacak.”
Şimdi görüyoruz ki mesele sadece Kılıçdaroğlu değilmiş.
Mesele sistemmiş.
Mesele anlayışmış.
Mesele parti içindeki zihniyet savaşıymış.
Demek ki sorun bir isim değil.
Sorun, yıllardır halının altına süpürülen meselelerin bugün patlaması.
CHP ARINABİLECEK Mİ?
CHP’nin önündeki en büyük soru şu:
Arınabilecek mi?
Bakın…
Bu soru çok önemli.
Çünkü son dönemde kamuoyuna yansıyan dosyalar, operasyonlar, soruşturmalar ve iddialar seçmenin zihninde ciddi soru işaretleri oluşturdu.
Elbette herkes için hukukun vereceği karar esastır.
Ancak siyaset algıyla da yürür.
Ve bugün CHP’nin en büyük sorunu tam olarak budur.
Algı.
Vatandaşın kafasında oluşan soru işaretleri.
Şeffaflık beklentisi.
Hesap verme ihtiyacı.
CHP bu yükü taşıyabilecek mi?
Yoksa her yeni dosya yeni bir tartışmanın kapısını mı açacak?
Asıl mesele budur.
FABRİKA AYARLARINA DÖNÜŞ MÜMKÜN MÜ?
Peki CHP fabrika ayarlarına dönebilir mi?
İşte milyon dolarlık soru burada.
Çünkü bugün CHP’de Atatürkçülük tartışılıyor.
Ulusalcılık tartışılıyor.
Parti kimliği tartışılıyor.
Belediyecilik anlayışı tartışılıyor.
Partinin ideolojik omurgası tartışılıyor.
Bir siyasi hareket sürekli kendi kimliğini tartışıyorsa orada ciddi bir yön krizi vardır.
Ve CHP bugün tam olarak bunu yaşıyor.
Kendi rotasını kaybetmiş bir gemi gibi.
Kaptan değişiyor…
Mürettebat değişiyor…
Ama pusula hâlâ bulunamıyor.
CHP’NİN İHTİYACI YENİ İSİMLER DEĞİL YENİ BİR MUHASEBE
Belki de CHP’nin ihtiyacı olan şey yeni bir genel başkan değil.
Yeni bir muhasebe.
Yeni bir yüz değil.
Yeni bir vicdan.
Yeni bir slogan değil.
Yeni bir hesaplaşma.
Çünkü arınma sadece kişileri değiştirmekle olmaz.
Zihniyeti değiştirmekle olur.
TARİHİ YOL AYRIMINDA CHP
Bugün CHP’nin önünde iki yol var.
Ya geçmişle yüzleşecek…
Ya da geçmişin yükü altında ezilecek.
Ya kendi içinde gerçek bir değişim başlatacak…
Ya da bölünerek küçülecek.
Siyaset boşluk kabul etmez.
Millet kavga eden değil, çözüm üreten görmek ister.
Ve unutulmamalıdır ki…
Partileri seçimler değil…
Bazen kendi iç hesaplaşmaları yıkar.
CHP bugün belki de tarihinin en kritik virajlarından birinde.
Bu viraj dönülecek mi?
Yoksa savrulup gidilecek mi?
İşte buna ne mahkemeler…
Ne anketler…
Ne de genel başkanlar karar verecek.
Kararı millet verecek.
Ve milletin verdiği kararın temyizi yoktur.
Ekonet Haber Taraftar Değil Haberciyiz