Bir partiyi rakibi değil, kendi aynası yorar!

 

Aziz Dağtekin Yazdı


Türkiye’de siyaset bazen rakiple değil, insanın kendi partisiyle yaptığı savaşa dönüşüyor.

Bugün yaşanan tam olarak bu.

CHP günlerdir “iktidar bize operasyon çekiyor” diyor.

Peki ortadaki tablo ne?

Şikâyet eden CHP’li.

Suçlayan CHP’li.

İfade veren CHP’li.

Mahkemeye taşıyan CHP’li.

Ama suçlu yine dış güçler.

Olur mu?

Oluyor.

Çünkü Türkiye’de siyaset artık gerçekle değil, algıyla yapılıyor.

CHP uzun süredir seçim kaybetmeyi normalleştirdi ama parti içi hesaplaşmayı hiçbir zaman yönetemedi.

Kazanın kapağı her seferinde daha sert açılıyor.

Şimdi de kurultay tartışması…

Bir taraf “şaibe yok” diyor.

Öteki taraf “irademiz çalındı” diyor.

Ve iş dönüp dolaşıp mahkemenin önüne geliyor.

Sonra aynı CHP çıkıp diyor ki: “Yargı siyasallaştı.”

İyi de…

Sorun partinin salonunda başladıysa, hakim ne yapsın?

Sırtını dönüp gitsin mi?

Türkiye’de muhalefetin en büyük problemi tam burada başlıyor.

Kendi krizini yönetemeyen bir yapı, ülke yönetimine talip oluyor.

Ve toplum şunu soruyor, “Sen kendi partinde düzen kuramamışken, devleti nasıl yöneteceksin?”

Acı ama gerçek soru bu.

Özgür Özel’in dili sert.

Ekrem İmamoğlu’nun ekibi agresif.

Kılıçdaroğlu cephesi kırgın.

Taban öfkeli.

Parti yönetimi ise sürekli “mağduruz” tonunda.

Fakat siyaset sadece mağduriyetle yürümüyor.

Hele Türkiye’de hiç yürümüyor.

Çünkü seçmen artık bağıranı değil, kriz çözebilen siyasetçiyi arıyor.

CHP’nin yıllardır çözemediği mesele şu: Parti içinde demokrasi istiyorlar ama sonuç kendilerine çıkmayınca sistemi suçluyorlar.

Bu yüzden toplumun önemli bir kısmı CHP’ye bakınca muhalefet değil, bitmeyen bir iç savaş görüyor.

Bir de şu gerçek var: Türk siyasetinde seçmen kavga izlemeyi sever ama kavga edenin ülke yönetmesini istemez.

İşte CHP tam burada kaybediyor.

Her kriz sonunda aynı görüntü ortaya çıkıyor:

Mikrofonlar…

Bağrışmalar…

“Darbe yapılıyor” açıklamaları…

Ve birbirini hain ilan eden partililer…

Sonra dönüp topluma “bize güvenin” çağrısı…

Kolay değil.

Çünkü güven dediğiniz şey sloganla değil, tutarlılıkla oluşur.

Şimdi herkesin merak ettiği soru şu: CHP bu krizden güçlenerek mi çıkacak…

Yoksa kendi içinde büyüttüğü kavganın altında mı kalacak?

Türkiye izliyor.

Hem de artık sadece siyasi değil, psikolojik bir merakla izliyor.

Çünkü bazen bir partiyi rakibi değil…

Kendi aynası yorar.

Hakkında Aziz Dağtekin

1960 yılında Elazığ'da doğdu. Öğrenimini İstanbulda tamamlayarak gazetecilik mesleğine 1983 yılında başladı. sırasıyla Hergün, Bulvar, Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinde muhabirlik ve yazı işleri kadrolarında görev aldı. Basın sektöründen 2006 yılında emekli oldu. Halen idare yeri Adana olan ve Ulusal yayın yapan Netinternet, Ekonet Haber, Eko İntenet Haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği ve ekonomi ile alakalı yazı ve yorumlar yazmaktadır. Gazetecilik mesleği yanısara sigortacılık, pazarlama ve finans sektöründe üst düzey yöneticiliklerde bulundu. Sırasıyla İhlas Barter ve Turk Barter'da franchise ve bölge müdürlüğü görevlerinde yer aldı. 2005 yılında Turk Barter'dan ayrılarak Anadolu Barter'ı kurdu. Halen 13'e yakın şubesiyle faaliyet gösteren Anadolu Barter'ın Yönetim Kurulu Başkalığını yürütmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Gazeteci-Yazar Aziz Dağtekin halen Basın Konseyi üyesi ve Adana'da Kurulu bulunan Çukurova Güreş Vakfı ile Elazığlılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin de kurucu üyesidir.

Göz Atmak İster misiniz?

CHP’de Manifesto Depremi

Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’de yaşanan yolsuzluklara ilişkin yayınladığı videonun yankıları sürerken aynı gün eski Genel Başkan’a …

Bir yanıt yazın