Aziz Dağtekin Yazdı
Şimdi bakınız, memleketin gündemi yine bir hayli hareketli. Herkes bir telden çalıyor, her kafadan bir ses çıkıyor. Ama bu seslerin arasında öyle bir tanesi var ki, kulak vermekte fayda var. Özellikle de CHP’ye gönül vermiş, bu partinin tarihine, misyonuna inanan her bir vatandaşımız için.
Devlet Bahçeli çıktı, konuştu. Ne dedi? “CHP, Cumhuriyet’in kurulduğu günden bu yana var olan önemli siyasi bir kurumdur. Bu kurumun içinin karıştırılmasına, parçalanmasına, hukuki yönden zedelenmesine müsaade edilmemesini temenni ederiz.” dedi. Şimdi bu sözleri bir kenara yazalım. Neden mi? Çünkü bu sözler, sadece bir siyasi liderin beyanı değil, aynı zamanda bir realitenin altını çiziyor.
Yargı Kararı ve Sükunet Çağrısı
Sonra ne oldu? Bir yargı kararı çıktı. Ve hemen ardından, “Yargı kararını tanımıyoruz” feryatları yükseldi. İşte tam bu noktada durup düşünmek lazım. Türkiye bir hukuk devleti mi, değil mi? Yargı bağımsız mı, tarafsız mı? Anayasamız ne diyor? “Yargı tarafsız ve bağımsızdır” diyor. Şimdi biz bu kararı tanımıyoruz dersek, nereye varırız? Kaosa mı? Kutuplaşmaya mı? Bu, CHP’nin tarihi misyonuna yakışır mı?
Bahçeli’nin o “Direnmek yerine Türk siyasi hayatının asırlık çınarı olan CHP kurumsal kimliğini korumak herkes için esas olmalıdır” sözü, aslında hepimizin kulağına küpe olmalı. Direnmek yerine, sağduyu ile hareket etmek, hukuka uygun davranmak, sorumluluk bilinciyle meseleye yaklaşmak… İşte asıl mesele bu.
Uzlaşma ve Ortak Akıl
Şimdi gelelim işin can alıcı noktasına. CHP’nin geleceği ne olacak? Sayın Kılıçdaroğlu‘nun ve Sayın Özgür Özel‘in açıklamaları, birlik çerçevesinde. Güzel. Ama bu birlik, sadece sözde mi kalacak, yoksa eyleme mi dönüşecek? Bahçeli‘nin dediği gibi, “CHP’de ortak akıl egemen hale gelmelidir.” Bu, sadece iki liderin değil, tüm CHP camiasının, tüm CHP seçmeninin ortak paydası olmalı.
“Hukukun da cevaz verdiği çerçevede Sayın Özgür Özel ile görüşerek CHP’nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir.” Bahçeli‘nin bu cümlesi aslında bir yol haritası sunuyor. Feragat, zayıflık değil, aksine büyüklüktür. Tarihi sorumluluktur. Ve bu, hem CHP’nin hem de ülkemizin yararına olacaktır.
Türkiye Hepimizin
Unutmayalım ki, etrafımız ateş çemberiyle sarılı. Böyle bir atmosferde, siyasi kaosa sebebiyet verecek güç kavgaları, hizip çatışmaları, parçalanmalar, ufalanmalar… Bunlar ne siyasete ne de demokrasiye hizmet eder. Aksine, telafisi imkansız yaralar açar.
CHP’nin kurumsal kimliğine, mirasına ve tabanına karşı ihanet noktasına evrilebilecek bir tavır, CHP’ye hizmet etmiş insanlar için ağır bir yük olacaktır. Bu aşamada tek yol uzlaşmak. Uzlaşmanın temel unsuru da tahriklerden kaçınmak, feragat ve sorumluluk duygusuyla hareket etmektir.
Türkiye, demokratik bir hukuk devletidir. Güçlü bir siyasi kültüre sahiptir. Ve en önemlisi, Türkiye hepimizindir. Bu anlayışla, kurallar ve kurumlar çerçevesinde, sağduyuyla, birlik ve dayanışmayla hareket edilmesi ve CHP’nin geleceğinde uzlaşılması en hayırlı yol olacaktır. Ey CHP’li kardeşim, bir dur, bir düşün. Bu memleket sağlı-sollu hepimizin. Ve bu parti, yine sağlı-sollu hepimizin emaneti.