Aziz DAĞTEKİN Yazdı
Küresel satranç tahtasında hamleler artık gizli kapılar ardında değil, bizzat namluların ucunda yapılıyor. Ancak her zaman olduğu gibi, “evdeki hesap çarşıya uymadı.” Bugün Orta Doğu’da izlediğimiz gerilim, aslında göründüğünden çok daha derin bir ekonomik boğma operasyonunun parçasıdır.
Hürmüz’deki “Uranyum” Tiyatrosu ve Çin Kıskacı
ABD ve onun bölgedeki aparatı İsrail’in asıl derdi ne demokrasi ne de nükleer tehdit. Asıl hedef; Hürmüz Boğazı’nı uranyum bahanesiyle abluka altına alıp, İran’ı nefessiz bırakırken dünyanın en büyük enerji tüketicisi Çin’i köşeye sıkıştırmak. Washington’un planı netti: İran petrolünün vanasını kapat, Çin’i aç bırak ve Pekin’i Venezuela petrolüne mahkûm ederek kendi şartlarını dikte et.
Bu, tek taşla iki kuş vurma girişimiydi. Ancak bu “tiyatro”, beklenen alkışı almadı. ABD’nin bölgedeki karizması, planladığı o meşhur abluka senaryosuyla birlikte çizildi. İsrail’in o “Arz-ı Mevud” düşleri ise, bölgenin sert gerçekliğine çarparak bir kez daha başka bir bahara ertelendi.
Türkiye: Oyun Kurucu ve Savaş Bitirici
Batı bu toz duman içinde kendi oyununu oynamaya çalışırken, kuzeyde bambaşka bir güç merkezi yükseliyor: **Türkiye.** Ankara artık sadece masada değil, sahada da oyunun kuralını koyan tarafta. Savunma sanayiinde atılan dev adımlar, sadece birer “teknolojik başarı” değil, aynı zamanda jeopolitik birer mühürdür.
Sesten 9 Kat Hızlı (Hipersonik) Güç
Türkiye’nin duyurduğu 6000 kilometre menzilli ve sesten 9 kat daha hızlı olan hipersonik füze teknolojisi, bölgedeki tüm hava savunma sistemlerini birer “hurda yığınına” çevirecek güçtedir.
Motor Teknolojisinde Tam Bağımsızlık
İki yeni uçak motorunun üretilmesiyle birlikte, Türkiye’nin savunmadaki dışa bağımlılığı tarihin tozlu raflarına kaldırılmıştır.
Mazlumların Gür Sesi
Bu teknolojik üstünlük, sadece bir gövde gösterisi değildir. Türkiye, elindeki bu caydırıcı güçle bölgedeki adaletsiz savaşların bitişini belirleyen asıl aktör konumuna yükselmiştir. 6000 kilometrelik menzil, sadece bir rakam değil; adaletin ulaştığı yeni sınırları temsil etmektedir.
ABD ve aparatlarının kurduğu o “Hürmüz Tiyatrosu” çökerken; yerli ve milli teknolojisiyle şahlanan Türkiye, sadece kendi sınırlarını korumakla kalmıyor, aynı zamanda dünya mazlumlarının “Gür Sesi” olmaya devam ediyor.
Kısacası; emperyalist rüyalar Hürmüz’ün sularına gömülürken, Anadolu’dan yükselen o süpersonik ıslık, yeni dünyanın ayak sesidir.
Oyun bozuldu, yeni sözü Türkiye söylüyor!
Ekonet Haber Taraftar Değil Haberciyiz