Blog

  • 3 ay sonra yeniden vergi affı geldi

    3 ay sonra yeniden vergi affı geldi

    Geçtiğimiz aylarda Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire ile Paris’teki görüşmesinin ardından Türkiye’ye dönüşü sırasında uçakta gazetecilere açıklama yapan Berat Albayrak, “Benim bakanlığım dönemimde bir daha böyle bir vergi barışı olmayacak. Ben 1 yıl kalırım, 5 yıl kalırım bilmem benim döneminde bir daha vergi barışı yok.” ifadelerini kullanmıştı. Bu konuşmaların üzerinden ortalama 3 ay geçti. Albayrak’ın açıklamasının ardından süresi biten vergi barışı tekrardan uzatıldı.
    Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Ağustos ayında yaptığı açıklamada mali disiplini sağlamak amacıyla bundan sonra kamu alacakları için yeni af getirmeyeceklerini belirtmiş ve “Benim bakanlığım dönemimde bir daha böyle bir vergi barışı olmayacak. Ben 1 yıl kalırım, 5 yıl kalırım bilmem benim dönemimde bir daha vergi barışı yok. Ve biz daha yalın ve daha tabana yayılmış vergi sistemi için çalışıyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

    YENİ BİR AF MADDESİ EKLENDİ

    AKP’li 8 milletvekilinin hazırladığı yeni torba yasa teklifi Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yeni bir af maddesi eklenerek kabul edildi. Eklenen af maddesine göre, mayıs ayında çıkarılan son aftan yararlanmak üzere başvurduğu halde taksitlerini zamanında ödemeyen mükelleflere, bu borçlarını önümüzdeki yılın ocak ayı sonuna kadar ödemeleri halinde aftan yararlanmaya devam etme hakkı verildi. Yeni aftan yararlananlar birikmiş borçlarıyla birlikte, aksattıkları taksitleri için yüzde 1.4 faiz ödeyerek yeni haklardan da yararlanacaklar. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, temmuz ayında bundan sonra kamu alacakları için yeni af getirmeyeceklerini belirtmiş ve “Vergi borçları için yeni yapılandırma planı yok” demişti.

    KRİZ KABUL EDİLMİŞ OLDU

    CHP Milletvekili Bülent Kuşoğlu, AKP’nin yeni bir af daha çıkararak krizi resmen kabul ettiğini, bu maddenin krizin ispatı olduğunu söyledi. CHP’li Okan Gaytancıoğlu da, Hazine ve Maliye Bakan Berat Albayrak’ın af olmayacağı sözünü verdiği halde yeniden af geldiğini belirterek, “Hani bir daha vergi barışı olmayacaktı. Albayrak, ‘Benim dönemimde bir daha vergi barışı yok dedi.’ Demek ki ekonomi dönmüyor, insanlar borçlarını ödeyemiyor” dedi.

  • Cebinizi bitiren uygulamaları biliyor muydunuz?

    Cebinizi bitiren uygulamaları biliyor muydunuz?

    Son yayınlanan bir rapor, batarya düşmanı uygulamaların hangileri olduğunu ortaya çıkardı. Listede yer alan uygulamalar birçoğumuzun telefonunda yüklü olan ve sıkça kullandığı uygulamalar. Fakat pil düşmanı uygulamaların hangileri olduğuna geçmeden önce telefonunuzun Ayarlar kısmında yer alan Pil seçeneğine tıklayarak bataryanızı sömüren uygulamaların hangileri olduğunu kontrol edebilirsiniz.
    Clean Master: Google Play’de 500 milyondan fazla indirilen Clean Master, basit bir RAM ve virüs temizleme uygulaması olarak görünse de başlı başına bir pil canavarı. Arka planda sürekli çalışan Clean Master, pil dışında telefonun performansını da olumsuz etkileyen uygulamalar arasında.
    Snapchat: Son yıllarda kan kaybeden Snapchat, en çok pil tüketen sosyal medya uygulaması olarak kabul ediliyor. Ayrıca popüler virüs programı Avast’ın yayınladığı en çok pil tüketen 10 uygulama listesinde de dördüncü sırada yer alıyor. Mobil yazılım geliştirme platformu olan XDA Developers üyeleriyse telefonlarından Snapchat’i sildikten sonra önemli bir pil artışı sağladıklarını söylüyor.
    Google Chrome: Google’ın web tarayıcısı Chrome, artık birçok Android telefonda ön yüklü olarak geliyor. Fakat Chrome’un RAM tüketiminin fazla olduğunu söyleyelim. Bir süre Chrome’da işlem yapmak bile telefonun ısınmasına yol açabiliyor. Google Chrome ayrıca PC’de de fazla RAM tüketmesiyle biliniyor. Chrome’a alternatif web tarayıcı arayanlar App Store ya da Google Play’den yüksek oy almış tarayıcıları inceleyebilirler.
    Netflix: Son yıllarda popülerliğini artıran dizi, film izleme platformu Netflix, hem Android hem de iOS’ta en çok pil tüketen uygulamalar arasında yerini alıyor. Uygulamayı daha çok TV üzerinden izlemeyi deneyebilirsiniz.

  • ABD’de Tramp’ın ekibinde yaprak dökümü sürüyor

    ABD’de Tramp’ın ekibinde yaprak dökümü sürüyor

    ABD Başkanı Donald Trump, Özel Kalem Müdürü John Kelly’nin yıl sonuna doğru görevinden ayrılacağını duyurdu.
    ABD Başkanı Trump, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “John Kelly, yıl sonuna doğru ayrılacak” dedi.

    Özel kalem müdürü için “Harika bir adam” ifadesini kullanan Trump, Kelly’nin yerine kimin geleceğini ise daha sonra açıklayacağını belirtti.
    ABD basınında yer alan haberlerde, Kelly’nin yerine Başkan Yardımcısı Mike Pence’in Özel Kalem Müdürü Nicholas Ayers’in getirileceği iddia edildi. AA

  • Fransa cayır cayır yanıyor! Yağmalar başladı….

    Fransa cayır cayır yanıyor! Yağmalar başladı….

    Fransa’da ülkenin bir numaralı gündem maddesi haline gelen ‘sarı yelekliler’ bugün gösteriler için yeniden sokaklarda. Protestolar sayesinde akaryakıt zammını iptal ettiren göstericiler, bunu yeterli bulmayarak sokaklarda olacaklarını duyurmuştu. Fransa İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, gerekli görüldüğü takdirde Fransa genelinde geniş güvenlik önlemlerinin yarın da devam edeceği duyuruldu. Açıklamada Cumartesi günü ülke genelindeki gösterilere katılan 125 bin kişiden 1,385´inin gözaltına alındığını ve 118 protestocu ile 17 resmi görevlinin yaralandığını açıklandı.
    Sarı Yelekliler, başta Paris olmak üzere ülke genelinde akaryakıt zamlarını ve kötüleşen ekonomik koşulları protesto etmeye devam ediyor.
    Geçen haftaki şiddet olaylarının tekrarlanmaması için yoğun güvenlik önlemleri alındı. Ülke genelinde 89 bin polis görevlendirildi. Paris’i ise 8 bin polis ile 12 zırhlı araç koruyor.
    Göstericilerin sık sık sokakta buldukları araçları ateşe vermesi gazetecilerin objektiflerine yansıdı.
    Dünyanın en meşhur markalarının bulunduğu Paris’in Champs-Elysees caddesi üzerinde bulunan mağazalar göstericiler tarafından hedef alındı.
    ÜST ARAMASIYLA İZİN VERİLİYOR
    Eylemciler, Paris’in sembolleri arasında yer alan Champs-Elysees Caddesi’ne gelmeye başladı. Polis, göstericilerin üst aramasını yaptıktan sonra caddeye girmesine izin verdi.
    GÖZALTI SAYISI 1385’E YÜKSELDİ
    Fransız makanlar, ülke genelinde gözaltına alınan “sarı yelekli” sayısının 1385’e yükseldiğini açıkladı.
    Polis şehrin çeşitli bölgelerinde göstericilere sert müdahalelerde bulunmaya başladı.
    Fransız kaynaklarından açıklanan bilgiye göre gösterilerin başlamasının ardından da 481 kişi gözaltına alındı.
    Champs Elysées Meydan’ında eylemciler “Macron istifa”, “Koyun değiliz” şeklinde sloganlar attı.
    İçişleri Bakanı Christophe Castaner, konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada gün boyunca, geçmiş eylemlere göre, daha yoğun kontrol ve direkt müdahale olacağını belirtti.
    Polisin başkent sokaklarında biber gazıyla müdahalesi sürüyor.
    MAĞAZALAR KEPENK İNDİRDİ
    Fransız yetkililer, geçen hafta düzenlenen protestolarda dükkanların yağmalanması, camların kırılması, araçların ve bazı binaların ateşe verilmesi gibi şiddet olaylarının tekrarlanmasından endişe duyuyor. Bu nedenle Champs-Elysees Caddesi’nde mağaza ve restoranlar kepenkleri indirdi.
    Gösteriler Paris’in kültür hayatını da etkilerken, Champs-Elysees yakınlarındaki müzeler kapalı. Benzer şekilde Paris’in Garnier ve Bastille Opera binalarındaki programlar da iptal edildi.
    Fransa 1. Futbol Ligi’nde Paris Saint-Germain (PSG) ile Montpellier arasında başkentte oynanması planlanan karşılaşma da ertelendi.
    Paris’in sembollerinden Eyfel Kulesi de gösteriler nedeniyle ziyarete kapalı olacak. Geçen haftaki gösteriler sırasında zarar gören Zafer Takı da kapalı kalmaya devam edecek.
    İÇİŞLERİ BAKANI AÇIKLADI
    Fransa içişleri Bakanı Christophe Castaner yaptığı açıklamada, gerekli görüldüğü takdirde Fransa genelinde geniş güvenlik önlemlerinin yarın da devam edeceğini duyurdu.
    France24´ün haberine göre Castaner, Cumartesi günü ülke genelindeki gösterilere katılan 125 bin kişiden 1,385´inin gözaltına alındığını ve 118 protestocu ile 17 resmi görevlinin yaralandığını açıkladı.

  • Birileri Vardı…

    Birileri Vardı…

    Aziz Dağtekin Yazdı


    Bazı geceler vardır…

    Takvimler sadece tarihi gösterir.

    Ama milletler o geceyi kader defterine yazar.

    15 Temmuz işte öyle bir gecedir.

    Kimileri için bir darbe girişimidir.

    Kimileri için demokrasi sınavıdır.

    Kimileri için ise yalnızca geçmişte kalmış acı bir hatıradır.

    Oysa hakikat bunların çok ötesindedir.

    Çünkü mesele yalnızca tankların yürümesi değildi.

    Mesele yalnızca savaş uçaklarının alçaktan uçması değildi.

    Mesele yalnızca bir grubun yönetime el koyma teşebbüsü hiç değildi.

    Asıl mesele…

    Türkiye’nin bağımsız karar verme iradesinin kırılmak istenmesiydi.

    Devletin hafızasının içeriden çökertilmesiydi.

    Milletin geleceğinin ipotek altına alınmasıydı.

    ……….

    Tarih bize aynı oyunu defalarca gösterdi.

    Çanakkale’de başaramadılar.

    Sakarya’da başaramadılar.

    Dumlupınar’da başaramadılar.

    Diplomasi masalarında başaramadılar.

    Ekonomik baskılarla başaramadılar.

    Terör örgütleriyle başaramadılar.

    Ve sonunda…

    Devletin içine yıllarca sabırla yerleştirilen bir ihanet düzeni üzerinden denediler.

    Yöntem değişmişti.

    Ama hedef değişmemişti.

    Çünkü emperyal projelerin hedefi hiçbir zaman sadece iktidarlar olmadı.

    Hedef…

    Türkiye’nin bağımsızlığıydı.

    ……….

    O gece ilginç olan yalnızca sokaklara çıkan insanlar değildi.

    Asıl dikkat edilmesi gereken şey şuydu:

    Hiç kimse birbirine kimlik sormadı.

    Kimse mezhebini merak etmedi.

    Kimse hangi partiye oy verdiğini öğrenmeye çalışmadı.

    Kimse “Sen benden misin?” demedi.

    Herkes yalnızca aynı bayrağın altında buluştu.

    İşte millet olmanın tarifi tam da budur.

    ……….

    Birileri vardı…

    Elinde silah olmayan…

    Ama cesareti tanktan büyük olan…

    Birileri vardı…

    Köprüye yürüyen gençler…

    Tankın önüne duran analar…

    Sabaha kadar dua eden nineler…

    Evinden çıkıp meydanlara koşan babalar…

    Birileri vardı…

    Ve hepsinin ortak cümlesi şuydu:

    “Bu vatan sahipsiz değildir.”

    ……….

    O gece sadece bir kalkışma durdurulmadı.

    Aynı zamanda şu gerçek bütün dünyaya ilan edildi:

    Bu milletin iradesi kiralık değildir.

    Bu devletin anahtarı pazarlık konusu değildir.

    Bu bayrak indirilecek bir bez parçası değildir.

    Bu ezan susturulacak sıradan bir ses değildir.

    ……….

    Bugün aradan yıllar geçti.

    Fakat tehlikenin tamamen bittiğini söylemek, tarihten ders almamaktır.

    Çünkü ihanet, çoğu zaman aynı yüzle gelmez.

    Bazen üniforma giyer.

    Bazen kravat takar.

    Bazen akademisyen olur.

    Bazen gazeteci.

    Bazen bürokrat.

    Bazen yardım kuruluşu görünümüne bürünür.

    Bazen eğitim adı altında örgütlenir.

    Bazen dijital dünyanın görünmez koridorlarında dolaşır.

    Yöntem değişir.

    Maskeler değişir.

    Ama hedef değişmez.

    Devletlerin en büyük gücü orduları değildir.

    En büyük gücü hafızalarıdır.

    Hafızasını kaybeden milletler, aynı acıları yeniden yaşamak zorunda kalır.

    ……….

    Bugün dünya yeni bir döneme giriyor.

    Savaşlar artık sadece cephede yapılmıyor.

    Ekonomiyle yapılıyor.

    Algıyla yapılıyor.

    Siber saldırılarla yapılıyor.

    Enerji koridorlarıyla yapılıyor.

    Yapay zekayla yapılıyor.

    Vekâlet savaşlarıyla yapılıyor.

    Masada kurulan oyunlar bazen cephede atılan kurşundan daha etkili olabiliyor.

    Böyle bir çağda güçlü olmak yalnızca silahla değil;

    Üretimle…

    Bilimle…

    Teknolojiyle…

    Savunma sanayiiyle…

    Ekonomik bağımsızlıkla…

    Ve en önemlisi milli birlikle mümkündür.

    ……….

    Türkiye artık sadece bulunduğu coğrafyanın değil, küresel dengelerin de merkez ülkelerinden biridir.

    Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e…

    Kafkasya’dan Balkanlar’a…

    Orta Doğu’dan Afrika’ya kadar uzanan geniş hatta kurulacak hiçbir denklem, Türkiye hesaba katılmadan kalıcı olamaz.

    Bu bir hamaset değil…

    Jeopolitiğin değişmez gerçeğidir.

    Fakat güçlü bir ülke olmanın ilk şartı, içeride sağlam durabilmektir.

    Çünkü içeride çatlayan bir duvarı, dışarıdaki hiçbir kale ayakta tutamaz.

    ……….

    Bugün bize düşen görev;

    Geçmişe takılıp kalmak değil…

    Geçmişten ders çıkararak geleceği inşa etmektir.

    Çocuklarımıza sadece yaşananları anlatmak değil…

    Neden yaşandığını da öğretmektir.

    Çünkü tarihini unutan milletler, başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olmaya mahkûm edilir.

    ……….

    Ve son söz…

    Birileri vardı…

    Bayrağı omuzlayan…

    Birileri vardı…

    Tankın önüne yürüyen…

    Birileri vardı…

    Şehadeti göze alan…

    Birileri vardı…

    Sabaha kadar dua eden…

    Birileri vardı…

    Adını tarihe yazdırmak için değil…

    Vatanını yaşatmak için meydanlara çıkan…

    İşte o birilerinin adı ne bir partiydi…

    Ne bir ideolojiydi…

    Ne de bir zümreydi…

    O birilerinin adı; bu aziz milletin ta kendisiydi.

    Çünkü bu topraklarda, söz konusu vatan olduğunda farklılıklar geri çekilir; ortak vicdan öne çıkar. Tarihin en zor gecelerinde ayakta kalan da, geleceğe umut taşıyan da işte bu ortak vicdandır. Türkiye’yi güçlü kılacak olan yalnızca ekonomik veya askerî kapasitesi değil; gerektiğinde aynı bayrağın altında birleşebilen millet iradesidir. Ve bu irade var oldukça, hiçbir karanlık hesap bu topraklarda kalıcı olamayacaktır.

  • Bahçeli’den FETÖ uyarısı: Tehdit yöntem değiştirir ama bitmez

    Bahçeli’den FETÖ uyarısı: Tehdit yöntem değiştirir ama bitmez

    Grup toplantısında 15 Temmuz hain darbe girişimi hakkında konuşan Devlet Bahçeli, “15 Temmuz işgal teşebbüsüdür. 15 Temmuz geleceği korumak adına milli mecburiyettir” dedi.

    Ankara’da NATO Zirvesi sona erdi, Meclis çalışmalarına başladı. Bugün ise MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Mesaisine Ankara’da devam eden ve kürsüden önemli mesajlar veren Bahçeli, NATO Zirvesi’ni de değerlendirdi.

    “Ankara küresel siyasetin rotasını çizdi” diyen Bahçeli, Türkiye’nin yeni dönemin stratejik tartışmalarının merkezi olduğunu da söyledi.

    Akabinde sözü 15 Temmuz hain darbe girişimine getiren Bahçeli, “15 Temmuz yalnızca tankların sokağa çıktığı, savaş uçaklarının alçak uçuş yaptığı, silahların milletimize çevrildiği bir ihanet gecesi de değildir.” dedi.

    Bahçeli, devam eden açıklamalarında şöyle dedi:

    15 TEMMUZ’UN 10. YILI
    “Değerli dava arkadaşlarım, yarın Türk milletinin istiklal ve istikbal iradesine yöneltilen en vahim saldırılardan birinin bertaraf edilişinin 10. yıl dönümünü idrak edeceğiz. Yarın, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün onuncu seneidevriyesidir.

    Aradan geçen 10 yılın ardından görüyoruz ki 15 Temmuz yalnızca bir gecenin, yalnızca bir kalkışmanın, yalnızca bir darbe teşebbüsünün adı değildir. 15 Temmuz, Türk milletinin tarih boyunca verdiği bağımsızlık mücadelesinin son halkalarından biridir.

    15 Temmuz yalnızca tankların sokağa çıktığı, savaş uçaklarının alçak uçuş yaptığı, silahların milletimize çevrildiği bir ihanet gecesi de değildir.

    “ÇOK KATMANLI BİR İŞGAL TEŞEBBÜSÜDÜR”
    15 Temmuz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin içeriden çökertilmek, millî egemenliğinin gasp edilmek ve Türk milletinin iradesinin zincire vurulmak istendiği çok katmanlı bir işgal teşebbüsüdür.

    Bu nedenle 15 Temmuz’u doğru okumak, yalnızca geçmişi anlamak bakımından değil, geleceği korumak bakımından da millî bir mecburiyettir. Çünkü 15 Temmuz’u sadece bir darbe olarak tarif edemeyiz. 15 Temmuz’u yalnızca FETÖ’nün kalkışması olarak değerlendirmek yetersizdir.

    15 Temmuz, Çanakkale’yi geçemeyenlerin başka yollar aramasıdır. 15 Temmuz, Millî Mücadele’de hedeflerine ulaşamayanların içeriden çözme teşebbüsüdür.

    15 Temmuz, Sevr’i kabul ettiremeyenlerin farklı yöntemlerle aynı hedefe ulaşma arayışıdır. 15 Temmuz, Türk milletinin bağımsız yaşama iradesine karşı yürütülen uzun ve karanlık mücadelenin yeni bir cephesidir.

    “BU İHANET YAPISI MİLLETİMİZİN DUYGULARINI SÖMÜRDÜ”
    FETÖ denilen ihanet yapısı ise bu karanlık hesabın yalnızca taşeronu ve sahaya sürülmüş kirli bir maşasıdır.

    Bu habis örgüt, yıllarca eğitim kisvesi altında büyümüştür. Hizmet söylemi altında kadrolaşmıştır. İnanç istismarıyla taraftar devşirmiştir. Hayır görüntüsü altında ihanet biriktirmiştir.

    Milletimizin temiz duygularını sömürmüş, devletimizin imkânlarını kullanmış, kurumlarımızın içine sızmış ve nihayet fırsatını bulduğunu düşündüğü anda Türk devletine silah doğrultmuştur. Ne acıdır ki Türk askerinin şerefli üniformasını gasbetmişlerdir. Türk polisinin makamını istismar etmişlerdir.

    Türk yargısının kürsülerini kirletmişlerdir. Türk bürokrasisinin emanetini kötüye kullanmışlardır. Fakat hesap edemedikleri bir şey vardı. O da Türk milletinin karakteriydi. Türk milletinin bağımsızlık aşkıydı. Türk milletinin devletine olan sadakatiydi. 15 Temmuz gecesi milletimiz yalnızca bir darbeyi durdurmamıştır.

    “FETÖ TEHDİDİNİN TAMAMEN ORTADAN KALKTIĞINI DÜŞÜNMEK YANILGIDIR”
    Her biri vicdanının sesini dinlemiştir. Her biri millet olmanın şuuruyla davranmıştır. Her biri vatan söz konusu olduğunda gerisinin teferruat olduğunu göstermiştir. Tankın karşısına çıkan bu şuurdur. Kurşunların üzerine yürüyen bu şuurdur. Bombalanan Gazi Meclis’i terk etmeyen bu şuurdur.

    Meydanları dolduran bu şuurdur. Şehadeti göze alan bu şuurdur. Türk milleti o gece bir kez daha tarih yazmıştır. Ve tarihe şu notu düşmüştür. Bu millet esir yaşamaz. Bu millet teslim olmaz. Bu millet iradesini vesayet odaklarına bırakmaz. Bu millet, devletini terör örgütlerine teslim etmez. Muhterem dava arkadaşlarım; 10. yıl dönümünde üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir diğer husus daha vardır.

    FETÖ ile mücadele geçmişte kalmış bir mesele değildir. FETÖ tehdidinin tamamen ortadan kalktığını düşünmek ciddi bir yanılgıdır. İhanetin yöntem değiştirmesi, ihanetin sona erdiği anlamına gelmez.

    Tehdidin görünmez hâle gelmesi, tehdidin yok olduğu anlamına gelmez. Dün himmet adı altında örgütlenenler vardı. Bugün başka maskelerle ortaya çıkmak isteyenler olabilir.

    Dün eğitim kisvesini kullananlar vardı. Bugün farklı alanlarda benzer yöntemlere başvuranlar olabilir. Dün devletin mahrem yapılarına sızmaya çalışanlar vardı. Yarın başka yollar deneyenler olabilir. Bu sebeple devlet hafızasının diri tutulması, tedbirlerin tavizsiz sürdürülmesi ve millî şuurun canlı tutulması hayati önemdedir.

    “BAŞKA TÜRKİYE YOK”
    Unutulmamalıdır ki millet hafızasını kaybettiği gün tehditler yeniden güç kazanır. Tarih şuuru zayıfladığı gün fitne odakları yeniden cesaret bulur. Millî birlik duygusu aşındığı gün Türkiye’nin karşısındaki hesaplar yeniden hareketlenir. Bu sebeple 15 Temmuz’un hatırasını yaşatmak yalnızca geçmişe saygı değildir.

    Aynı zamanda geleceğe karşı sorumluluktur. Aynı zamanda devletimize karşı görevdir. Aynı zamanda milletimize karşı vefadır. Değerli milletvekili arkadaşlarım. 15 Temmuz’un bize verdiği derslerden biri de şudur. Türkiye’nin bekası günlük siyasi hesapların üzerindedir. Devletin varlığı geçici tartışmaların üzerindedir.

    Millî güvenlik partiler üstü bir konudur. Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı her türlü görüş ayrılığının üzerindedir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin yarım asrı aşan siyasi mücadelesi de işte bu anlayış üzerine kurulmuştur. Bizim için devlet ebet müddet ülküsü bir slogan değildir. Bizim için millî birlik ve kardeşlik yalnızca siyasi bir söylem değildir. Bizim için Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası günlük hesaplara kurban edilemeyecek büyük bir emanettir. Dün olduğu gibi bugün de aynı yerdeyiz. Vatanımız için buradayız. Milletimizin yanındayız. Cumhuriyetimizin zırhıyız.

    Demokrasimizin kalkanıyız. Türk bayrağının sancaktarlarıyız. Ve Allah’ın izniyle yarın da aynı yerde olmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle 15 Temmuz gecesi şehadet mertebesine ulaşan bütün kahramanlarımızı rahmetle, minnetle ve hürmetle anıyorum. Terörle mücadelede canlarını feda eden bütün şehitlerimize Cenabıallah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize sağlık, afiyet ve uzun ömürler niyaz ediyorum. Rabbim milletimizi her türlü fitneden, devletimizi her türlü ihanetten, vatanımızı her türlü saldırıdan muhafaza buyursun.

    Türk milleti bir oldukça, Türk devleti güçlü oldukça, millî birlik ve kardeşlik ruhu yaşadıkça hiçbir karanlık odağın, hiçbir ihanet şebekesinin, hiçbir emperyal projenin Türkiye üzerinde başarı şansı olmayacaktır. Çünkü başka Türkiye yoktur.

    “TÜRKİYE, AVRUPA İÇİN GÖZDEN GELİNEMEZ BİR HAKİKAT”
    Türkiye, Avrupa için gözden gelinemez bir hakikat. Açılması gereken fasıllar bloke edilmiş, verilen sözler tutulmamıştır. Avrupa Birliği, Türkiye’yi bekleme odalarında tutarken kendi stratejik ufkunu daraltmıştır. Türkiye’nin olmadığı denklem başarılı olamaz.

    “TÜRKİYE’NİN DIŞARIDA KALDIĞI HİÇBİR PROJE BAŞARILI OLAMAZ”
    Ukrayna sahasından Karadeniz’e, Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Doğu Akdeniz’den Orta Doğu’ya kadar uzanan geniş jeopolitik kuşakta Türkiye’nin bulunmadığı hiçbir güvenlik denklemi, kalıcı olamayacaktır. Türkiye’nin hesaba katılmadığı hiçbir enerji koridoru, sürdürülebilir olamayacaktır.

    Türkiye’nin dışarıda bırakıldığı hiçbir bölgesel istikrar projesi, başarıya ulaşamayacaktır. Bu durum bir temenni değil. Değişen dünyanın ortaya çıkardığı stratejik bir gerçektir.

    Ne var ki Avrupa Birliği uzun yıllardır bu gerçeği görmek yerine günü kurtaran siyasi reflekslerle hareket etmeyi tercih etmiştir. Türkiye’nin üyelik süreci, teknik kriterlerden çok siyasi önyargılarla değerlendirilmiştir.

    Açılması gereken fasıllar bloke edilmiş, yerine getirilmesi gereken yükümlülükler ertelenmiş, verilen sözler tutulmamış, Türkiye’nin haklı beklentileri sürekli başka gündemlerin gölgesinde bırakılmıştır. Bu yaklaşım yalnızca Türkiye’ye değil, Avrupa’ya da zarar vermiştir”.

    “TÜRKİYE’NİN YERİ AVRUPA’NIN BEKLEME SALONU DEĞİLDİR”
    “Türkiye ne bir yükümlülükten kaçmaktadır ne de bir ayrıcalık talep etmektedir.” diyen Bahçeli, Türkiye’nin yalnızca çifte standartların son bulmasını istediğini vurguladı.

    MHP Lideri Bahçeli, “Türkiye’nin yeri Avrupa’nın bekleme salonu değildir. Türkiye, Avrupa için bir seçenek değil içine düştüğü kuyuya uzanan güvenli bir halattır. Türkiye gerçeğini kabul edenler kazanacaktır.” ifadesini kullandı.

    “TARİHİN BAZI PERDELERİ VARDIR”
    “Grup toplantımızı yurt dışında televizyon ekranları, radyo kanalları ve sosyal medya platformları vasıtasıyla bizleri takip eden aziz vatandaşlarımıza şükranlarımı iletiyorum.

    Gönül ve kültür coğrafyalarımızda nice müşkülata rağmen şahsiyetini muhafaza ederek haysiyetli bir hayat mücadelesi veren tüm kardeşlerimize selamlarımı gönderiyorum.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu mümtaz çatısı altında sizlerle bir kez daha bir araya gelmekten bahtiyarlık duyuyor, her birinizi en derin kardeşlik duygularımla ve muhabbetle kucaklıyorum.

    Tarihin bazı perdeleri vardır. Sadece geçmişte olup biteni göstermekle kalmaz. İçinde yaşadığımız zamana da çarpıcı bir şekilde ayna olur. Henüz görünmeyenin işaretlerini, bilinmeyenlerin haberini ve geleceğin muhtemel istikametlerini de aynı anda sezdirir.

    Bazı meclisler vardır ki yüzeyde yalnızca devlet başkanlarının teşekküllerinden ibaret görünse de derinlerdeki niyetleri, milletlerin karakterlerini, saklı kalmış güç merkezlerini ve zamanın henüz duyulmayan ayak seslerini tek bir mekânda düğümler.”

    “ANKARA KÜRESEL SİYASETİN ROTASINI ÇİZİYOR”
    “Bazı şehirler vardır ki, el sahibi yaptıkları hadiseyle değil, hadisenin ruhuna kazandırdıkları mana ve tarihin akışına attıkları imzayla hüviyetlerini tasdik eder. İşte Ankara böyledir.

    Polatlı bozkırlarından yankılanan top seslerine rağmen adımlarını geriye kaçırmayan, Sakarya’nın kanla yoğrulmuş siperlerinde milletimizi varlık-yokluk imtihanına şahitlik eden, Ulus’ta duaların tekbirleri ve istiklal yeminlerinin birbirine karıştığı, büyük direniş iradesinin ilk Meclis’in duvarlarına sindiği Ankara, dün esarete geçit vermeyen Millî Mücadele’nin karargâhı bugün ise dünya liderlerini ağırlayarak küresel siyasetin rotasını çizen bir pusuladır.

    Ankara, işgal kapıya dayandığında geri çekilmeyen iradenin, yokluk içinde devletimizi küllerinden yeniden doğuran, ateşten gömlek giyip milletine istiklal biçen ferasetin adıdır.

    Bir zamanlar direnişin karargâhı olan bu aziz şehir bugün küresel güvenlik mimarisinin tartışıldığı uluslararası platformlara ev sahipliği yaparken, yeni dönemin stratejik tartışmalarına istikamet kazandıran bir merkez olduğunu göstermiştir.”

    “NATO ZİRVESİ ALELADE BİR DİPLOMASİ FAALİYETİ DEĞİLDİR”
    “Bu sebeple Ankara’da toplanan NATO Zirvesi’ni alelade bir diplomasi faaliyeti gibi okumak; eksik, sığ ve sakat bir değerlendirme olacaktır. Ankara’da 70 yılı aşan ittifak hukukunun muhasebesi yapılmış soğuk savaş yıllarının hayalet cephe hatlarından bugünün çok katmanlı güvenlik bunalımlarına uzanan uzun yolun hesabı görülmüştür.

    Ankara’dan, 5. maddenin müşterek savunma ruhundan Ukrayna’ya verilen askeri desteğin geleceğine, 50 milyar doları aşan yeni tedarik hamlelerinden savunma sanayiinde ortak üretim arayışlarına, Avrupa’nın yıllarca ertelediği caydırıcılık açıklarından müttefikler arasındaki ambargo ve kısıtlama çelişkilerine, İran’ın nükleer programından Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer emniyetine, Suriye’de açılmak istenen yeni sayfadan Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan hassasiyetlerine kadar geniş bir güvenlik kuşağının bütün açmazları aynı anda ele alınmıştır.

    Ankara’da müttefikliğin yalnızca kameraların parlak ışıkları altında verilen pozlardan, kriz günlerinde yayımlanan yalın kınama mesajlarından, kürsülerde cilalanmış cümleleri birbiri ardına sıralamaktan ibaret olmadığı, hakiki müttefikliğin hakkaniyet, samimiyet, üretim, paylaşım ve dayanışma üzerine bina edileceği açıkça anlaşılmıştır.

    Zira devletler de ittifaklar da kürsülerden haykırılan süslü beyanların geçici cazibesiyle değil, badire anlarında sınanan sadakatlerle, yük omuzlara çöktüğünde gözlerin çevrildiği adaletle, gecesini gündüzüne katarak çalışan iradenin gösterdiği sebatla ayakta durur.”

    “MİLLETİ FELAKETTEN SAKINMANIN BEDELİ AĞIRDIR”
    “Kadim Türk devlet mirası bu hakikati, zamanın aşındıramadığı mutlak bir esas olarak akıllarımıza nakşetmiştir.

    Bilge Tonyukuk’un bin yılı aşkın zaman önce, “Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım.” derken anlattığı şey ne kadar yorulduğu değil, devleti kurmanın, devleti yaşatmanın ve milleti felaketten sakınmanın bedelinin ne denli ağır olduğudur.

    Bugün de karşımızdaki resim aynı duruma işaret etmektedir. Şimdi size soruyorum. Zamanın akışını kim okuyacaktır? Görünürdeki sükûnetin altında kaynayan kazanların ateşini kim teşhis edecektir? Müttefiklik sözlerinin arkasındaki samimiyet derecesini kim ölçecektir? Dostluk beyanlarının satır aralarında saklanan menfaat hesaplarını kim fark edecektir?

    Krizlerin gölgesinde kurulan yeni denklemleri, diplomatik tebessümlerin gerisindeki soğuk hesapları kim görecektir? Kim sabretmeyi bildiği kadar sert çekmeyi, müzakere etmeyi bildiği kadar hakkını müdafaa etmeyi gösterecektir? Cevap bellidir. O da Türkiye’dir.”

    “NATO YENİ BİR DEVRİN ŞAFAĞINDADIR”
    “Türkiye, makroda yalnızca stratejik konumuyla değil, tarihî birikimi, devlet tecrübesi, siyasi iradesi ve millî kudretiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin eriştiği siyasi ve stratejik seviye, Ankara Zirvesi’nde bir kez daha tebarüz etmiştir. Bugün NATO yeni bir devrin şafağındadır.

    Bu devir yalnızca savunma bütçelerinin sağına sıfırların eklenip rakamların büyütüldüğü bir devir değildir. Bu devir, kâğıttaki taahhüdün fabrikada üretime, üretimin sahada kabiliyete, kabiliyetin caydırıcılığa, caydırıcılığın da barışın teminatına dönüşeceği yeni bir merhaledir.

    Böylesi bir çağda güvenlik yalnızca bütçenin büyüklüğüyle değil, o bütçeyi kabiliyete çevirecek üretim sürekliliğiyle ölçülecektir. Bugün NATO’nun önündeki mevzu aslında budur. İttifak bu yeni güvenlik çağının idrakine varmış mıdır?

    Külfet ve yük paylaşımını gerçek bir adalet zeminine oturtacak mıdır? Savunma sanayiini birkaç ülkenin imtiyazlı alanı gibi görmekten vazgeçecek midir?

    Müttefikler arasında örtülü ambargo, lisans kısıtlaması, siyasi blokaj ve tedarik engeli gibi ittifak hukukunu yaralayan çelişkileri ortadan kaldırabilecek midir? Ankara Zirvesi işte bu soruları NATO’nun önüne koymuştur.”

  • Duygu Tüccarlarına Artık “Dur” Demenin Vakti Geldi

    Duygu Tüccarlarına Artık “Dur” Demenin Vakti Geldi

    Aziz Dağtekin Yazdı


    Bu milletin en büyük zenginliği nedir biliyor musunuz?

    Ne altını…
    Ne dövizi…
    Ne petrolü…

    Bu milletin en büyük serveti vicdanıdır.

    Bir çocuk ağladığında cebindeki son parayı uzatan…
    Bir deprem olduğunda kendi ihtiyacını erteleyip tanımadığı insanların imdadına koşan…
    Ramazan’da paylaşan, kurbanda dağıtan, selde, yangında, depremde ilk yardıma koşan bir millettir bu millet.

    İşte tam da bu yüzden…

    En kolay sömürülen şey de bu milletin vicdanıdır.

    Kimi Atatürk diyerek toplar…
    Kimi din diyerek toplar…
    Kimi bayrak diyerek toplar…
    Kimi şehit diyerek toplar…
    Kimi “vatan elden gidiyor” diyerek toplar…
    Kimi de “depremzede aç” diyerek toplar.

    Sonra ne olur?

    Paranın hesabını soran olunca…

    “Sen yardım düşmanı mısın?”
    “Sen kötü niyetlisin.”
    “Sen bizi hedef gösteriyorsun.”

    Hayır!

    Kimse yardıma karşı değil.

    Millet, yardımın istismar edilmesine karşı.

    Çünkü bu ülke, yardım ederken gözyaşı döken insanların ülkesidir.


    6 Şubat depremlerinde milyonlarca insan ekran başında ağladı.

    Kimisi maaşını gönderdi.

    Kimisi altınını bozdurdu.

    Kimisi çocuklarının kumbarasını açtı.

    Kimisi kredi çekip bağış yaptı.

    Çünkü inanmışlardı.

    Çünkü güvenmişlerdi.

    Çünkü “Bir can kurtulsun.” demişlerdi.

    Bugün ise aynı günlere ait görüntüler yeniden gündemde.

    Ağlayarak yardım isteyenler…
    Canlı yayınlarda bağış çağrısı yapanlar…
    “Kim varsa oraya gönderin.” diyenler…

    Hepsi yeniden konuşuluyor.

    Konuşulmalıdır da…

    Çünkü yardım kutsaldır.

    Ama yardım adı altında toplanan her kuruşun hesabı da kutsaldır.


    Yıllarca bize şu soru soruldu:

    “Devlet nerede?”

    Oysa devlet hiçbir yere gitmemişti.

    Devlet bazen sessiz kalır.

    Ama unutmaz.

    Devlet acele etmez.

    Ama zamanı geldiğinde dosyayı açar.

    Çünkü devlet, günlük öfkeyle değil hukukla hareket eder.

    Eskilerin güzel bir sözü vardır:

    Devletin hafızası uzundur.

    Bir başka söz daha vardır:

    Devletin sabrı, zafiyet değildir.

    Kimileri bunu yıllarca yanlış okudu.

    Sessizliği korkaklık sandı.

    Sabrı acizlik sandı.

    Oysa devlet, bazen bekler.

    Delilin olgunlaşmasını bekler.

    Sürecin tamamlanmasını bekler.

    Ve günü geldiğinde düğmeye basar.

    İşte o gün geldiğinde de aynı kişiler bu kez başka sorular sormaya başlar.


    Şimdi ise milletin sorması gereken soru şudur:

    Depremzedeler için toplanan bağışların tamamı nerelere harcandı?

    Hangi kalemlere aktarıldı?

    Hangi projelerde kullanıldı?

    Hangi bağımsız denetimlerden geçti?

    Bağış yapan milyonlarca insanın bu soruları sorması en doğal hakkıdır.

    Çünkü o para; milletin alın teridir.

    Milletin duasıdır.

    Milletin gözyaşıdır.

    Ve gözyaşının hesabı olur.


    Hiç kimse;

    Ünlü diye…

    Sanatçı diye…

    Akademisyen diye…

    Fenomen diye…

    Dokunulmaz değildir.

    Şeffaflık herkese lazımdır.

    Hesap verebilirlik herkese lazımdır.

    Güven, ancak açıklıkla korunur.


    Bugün yaşanan tartışmalar yalnızca bir soruşturmanın konusu değildir.

    Asıl mesele, bundan sonra bu milletin yardım etme duygusunun körelmemesidir.

    Çünkü her şaibe…

    Her cevapsız soru…

    Her belirsizlik…

    Bir sonraki afette uzanacak yardım elini biraz daha geri çeker.

    En büyük zarar da budur.

    Bir kişinin itibarı değil…

    Bir milletin merhameti yara alır.


    Buradan devlete de açık çağrımızdır:

    Yardım adı altında toplanan her kuruşun denetimi daha sıkı yapılmalıdır.

    Afet dönemlerinde bağış kampanyaları şeffaf, bağımsız ve anlık olarak kamuoyuna raporlanmalıdır.

    Millet, sadece yardım etmeyi değil…

    Yardımının doğru yere ulaştığını da görmek ister.

    Çünkü güven kaybolursa, bağış da kaybolur.

    Merhamet kaybolursa, toplum kaybeder.


    Artık insanlar alkıştan önce belge görmek istiyor.

    Sloganlardan önce hesap görmek istiyor.

    Duygu sömürüsünden önce şeffaflık görmek istiyor.

    Çünkü bu millet saf olabilir…

    Ama sahipsiz değildir.

    Ve unutulmamalıdır ki;

    Bu devlet kolay kolay konuşmaz. Ama konuştuğunda dosyasıyla konuşur.

    Bu millet kolay kolay hesap sormaz. Ama sorduğunda vicdan adına sorar.

    Gözyaşı kutsaldır…

    Ama o gözyaşı üzerinden kurulan düzen varsa, onun da mutlaka bir gün hesabı sorulur.

  • Ahbap soruşturmasıyla birlikte deprem dönemine ait görüntüler yeniden dolaşıma girdi

    Ahbap soruşturmasıyla birlikte deprem dönemine ait görüntüler yeniden dolaşıma girdi

    Haluk Levent hakkında yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınmasının ardından, 6 Şubat depremleri sırasında yapılan yardım çağrılarına ait görüntüler yeniden sosyal medyada paylaşılmaya başlandı. Bu görüntüler arasında ekonomist Özgür Demirtaş’ın Ahbap Derneği için yaptığı canlı yayın da yer aldı.

    Haluk Levent hakkında yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınmasının ardından, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler döneminde yapılan yardım çağrılarına ilişkin görüntüler yeniden sosyal medyanın gündemine taşındı.

    Depremlerin ardından afetzedelere destek amacıyla yardım kampanyaları düzenleyen Ahbap Derneği ile ilgili başlatılan soruşturma kapsamında Haluk Levent hakkında yakalama kararı çıkarılmış, sanatçı kısa süre sonra Bursa’da gözaltına alınmıştı. Bu gelişmenin ardından, deprem günlerinde yapılan yardım yayınları ve bağış çağrıları yeniden paylaşılmaya başlandı.

    Özellikle sosyal medya kullanıcıları, deprem felaketinin yaşandığı günlerde Ahbap Derneği adına yürütülen yardım çalışmalarına destek veren isimlerin görüntülerini yeniden dolaşıma soktu. O dönemde birçok sanatçı, sporcu ve kamuoyunun yakından tanıdığı isimler canlı yayınlar ve telefon bağlantılarıyla yardım kampanyalarına destek vermişti.

    Yeniden gündeme gelen görüntüler arasında ekonomist Özgür Demirtaş’ın deprem döneminde yaptığı canlı yayın da yer aldı. Yayında duygusal anlar yaşayan Demirtaş’ın, vatandaşlara yardım kuruluşlarına destek olunması yönünde çağrıda bulunduğu ve “Ahbap, Oğuzhan Uğur… Kim varsa…” ifadeleriyle bağış yapılmasını istediği anlar sosyal medya platformlarında yeniden paylaşılmaya başlandı.

    Söz konusu görüntüler, Haluk Levent hakkındaki soruşturma sürecinin kamuoyunda geniş yankı uyandırmasının ardından kısa sürede binlerce kullanıcı tarafından yeniden paylaşılırken, deprem döneminde gerçekleştirilen yardım kampanyaları ve o süreçte yapılan çağrılar da yeniden tartışma konusu oldu.

    Öte yandan soruşturma sürecine ilişkin resmi makamların yapacağı açıklamalar ve adli sürecin nasıl ilerleyeceği kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

  • ABD’den Onlarca Hedefe Operasyon! İran’dan Füze ve İHA’lı Karşılık

    ABD’den Onlarca Hedefe Operasyon! İran’dan Füze ve İHA’lı Karşılık

    Orta Doğu’da tansiyon yeniden yükseldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a yönelik yeni bir askeri operasyon başlattığını duyururken, İran’ın güneyindeki birçok kentte peş peşe patlama sesleri duyuldu. Aynı saatlerde İran ordusu da bölgedeki ABD üslerini hedef alan geniş kapsamlı misilleme saldırıları gerçekleştirdiğini açıkladı.

    İran’ın Güneyinde Art Arda Patlamalar

    İran basınında yer alan bilgilere göre, ABD’nin yeni operasyon açıklamasının ardından Bender Abbas, Sirik, Cask ve Keşm Adası çevresinde şiddetli patlamalar meydana geldi.

    Yerel kaynaklar özellikle Sirik ve Bender Abbas’ta yaklaşık 10 ayrı patlamanın yaşandığını aktarırken, yarı resmi Mehr Haber Ajansı da Buşehr eyaletinden patlama haberleri geldiğini bildirdi.

    Hürmüzgan Valiliği ise ilk belirlemelere göre saldırılar nedeniyle herhangi bir can kaybının yaşanmadığını açıkladı.

    CENTCOM: Yeni Operasyon Başlatıldı

    ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada İran’a yönelik yeni saldırıların başlatıldığını doğruladı.

    Açıklamada, operasyonların temel amacının İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilere yönelik saldırı kapasitesini zayıflatmak olduğu belirtildi.

    CENTCOM ayrıca operasyon emrinin ABD Başkanı Donald Trump tarafından verildiğini ve İran güçlerinin son dönemdeki faaliyetlerine karşılık olarak bu adımın atıldığını ifade etti.

    ABD: Çok Sayıda Askeri Hedef Vuruldu

    ABD ordusu, son saldırı dalgasının tamamlandığını duyurarak operasyon kapsamında İran’ın farklı bölgelerindeki onlarca askeri hedefin hassas güdümlü mühimmatlarla vurulduğunu açıkladı.

    Açıklamaya göre operasyonlarda;

    • Hava savunma sistemleri,
    • Kıyı radarları,
    • Füze unsurları,
    • İnsansız hava aracı altyapıları,
    • Küçük askeri tekneler,

    ABD savaş uçakları, savaş gemileri, tek yönlü insansız hava araçları (İHA) ve ilk kez kullanılan tek yönlü insansız deniz araçları (İDA) ile hedef alındı.

    ABD, bir önceki saldırı dalgasında da yaklaşık 140 askeri hedefin imha edildiğini bildirmişti.

    İran’dan ABD Üslerine Misilleme

    İran basını ise ülke ordusunun bölgedeki “düşman üslerine” füze ve insansız hava araçlarıyla geniş çaplı karşı saldırılar düzenlediğini duyurdu.

    İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, Bahreyn’deki Şeyh İsa Üssü’nde bulunan ABD’ye ait helikopter bakım merkezleri, elektronik harp uçağı hangarı ve İHA komuta merkezinin hedef alındığı belirtildi.

    Açıklamada ayrıca Ürdün’deki Prens Hasan Hava Üssü’nde yer alan füze depoları ve yakıt tesisleri ile Kuveyt’teki Ali Al-Salem Üssü’ndeki yakıt depoları, Patriot hava savunma sistemi ve Ahmed el-Ceber Üssü’ndeki stratejik radar sistemlerinin de füze ve İHA saldırılarının hedefleri arasında bulunduğu ifade edildi.

    Hürmüz Boğazı Tartışması Yeniden Alevlendi

    İran Devrim Muhafızları, misilleme operasyonlarının süreceğini açıklarken Hürmüz Boğazı’nın İran’a ait olduğu yönünde uyarıda bulundu.

    Buna karşılık CENTCOM, Hürmüz Boğazı’nın küresel ticaret açısından kritik öneme sahip uluslararası bir deniz geçişi olduğunu belirterek, İran’ın boğaz üzerinde kontrol sahibi olmadığını savundu.

    ABD açıklamasında, ticari gemilerin güvenli geçişinin sağlanması amacıyla bölgede askeri varlığın sürdürüleceği ve kuvvetlerin yüksek alarm seviyesinde görev yapmaya devam edeceği vurgulandı.

    Bölgede Gerilim Tırmanıyor

    Karşılıklı saldırılarla birlikte Orta Doğu’da askeri gerilim yeni bir aşamaya taşınırken, gelişmeler Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve küresel enerji piyasaları açısından yakından takip ediliyor. Taraflardan gelen açıklamalar, önümüzdeki süreçte bölgedeki askeri hareketliliğin devam edebileceğine işaret ediyor.

  • CHP’de kriz büyüyor! Önder Sav’dan seçim ve yeni parti uyarısı

    CHP’de kriz büyüyor! Önder Sav’dan seçim ve yeni parti uyarısı

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) eski Genel Sekreteri Önder Sav, partide “mutlak butlan” kararının ardından yaşanan tartışmalarla ilgili dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Sav, mevcut siyasi tabloya ilişkin yaptığı açıklamalarda hem kurultay sürecini hem de olası yeni parti tartışmalarını değerlendirdi.

    Nefes Gazetesi’ne konuşan 88 yaşındaki Sav, CHP’nin mevcut yönetiminin hukuki meşruiyetine ilişkin tartışmaların giderek büyüdüğünü savunurken, kurultay sürecinin gecikmesinin parti açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

    “İhraç kararları hukuka aykırı”

    Sav, Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu’nun (MYK) istifalar nedeniyle düştüğünü öne sürerek, buna rağmen alınan ihraç ve görevden alma kararlarının hukuki dayanağının tartışmalı olduğunu söyledi.

    Kurultayın vakit kaybetmeden toplanması gerektiğini belirten Sav, delegelerin imza toplamasına rağmen sürecin işletilmediğini ifade ederek, aksi durumda konunun yeniden yargıya taşınabileceğini dile getirdi.

    “CHP seçimlere giremeyebilir”

    Kurultayın zamanında yapılmamasının ilerleyen süreçte seçimlere katılım konusunda hukuki tartışmalara neden olabileceğini savunan Sav, Yüksek Seçim Kurulu’nun geçmiş kurultay süreçlerini dikkate alarak CHP’nin seçimlere katılımını tartışmaya açabileceğini iddia etti.

    Bu ihtimalin parti açısından önemli bir risk oluşturacağını belirten Sav, sürecin yasal zeminde çözüme kavuşturulması gerektiğini vurguladı.

    “26 Temmuz kritik”

    Sav, kurultayın en geç 26 Temmuz’dan en az 15 gün önce ilan edilmesi gerektiğini belirterek, Siyasi Partiler Kanunu kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da sürece dahil olması gerektiğini ileri sürdü.

    Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği “mutlak butlan” kararına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Sav, birçok anayasa hukukçusunun kararın hukuki dayanağını tartışmalı bulduğunu ifade ederek, Yargıtay’ın kararı bozması gerektiği görüşünü dile getirdi.

    “Yeni parti kurulmasında sakınca görmem”

    CHP’de siyaset yapma imkanının ortadan kalkması halinde yeni bir siyasi oluşumun kurulmasının doğal karşılanması gerektiğini belirten Sav, “Hukuk yolları ve siyaset yapma şansı kalmadığında yeni bir yolun kurulmasında hiçbir sakınca görmem.” ifadelerini kullandı.

    Yeni parti hazırlıkları içinde yer aldığı yönündeki iddiaları ise reddeden Sav, herhangi bir tüzük çalışmasının parçası olmadığını söyledi.

    “Kılıçdaroğlu’nun başındaki CHP barajı geçemez”

    Röportajın en dikkat çeken bölümünde Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığındaki CHP’nin seçim başarısına ilişkin görüşlerini paylaşan Sav, şu değerlendirmede bulundu:

    “Üzülerek söylemek isterim ki Kemal Kılıçdaroğlu’nun başında olduğu CHP’nin barajı geçebileceğini sanmıyorum.”

    Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu açıklaması

    Sav, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile yalnızca genel başkan seçilmesinin ardından ve mutlak butlan kararından sonra birer kez görüştüğünü belirterek, yeni yapılanmaya ilişkin herhangi bir yönlendirmede bulunmadığını söyledi.

    Kemal Kılıçdaroğlu ile ise bu süreçte görüşmediğini ifade eden Sav, “Ben Kemal Bey’in siyasi reflekslerini bilen biriyim. Boşuna kürek sallamak istemem.” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.

  • Haluk Levent Gözaltına Alındı: 990 Milyon Liralık Bahis İddiası!

    Haluk Levent Gözaltına Alındı: 990 Milyon Liralık Bahis İddiası!

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, AHBAP Derneği’ne yönelik başlattığı soruşturmada çarpıcı detayları kamuoyu ile paylaştı. Dernek hesaplarından kişisel hesaplara aktarılan milyonlarca liralık bağışın bahis oyunlarında kullanıldığı iddia edilirken, Haluk Levent dahil çok sayıda isim gözaltına alındı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 Şubat depremlerinin ardından vatandaşların büyük bir güvenle AHBAP Derneği’ne bağışladığı yardımların usulsüz kullanıldığına dair iddialar üzerine geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, dernek kurucusu Haluk Levent’in bazı şüpheli banka hesaplarını kullandığı öne sürüldü.

    Bağışlar Bahis Masalarında mı Eridi?

    Başsavcılığın açıklamasında yer alan detaylara göre, dernek kurucularından Alper Çelik adına kayıtlı banka hesapları üzerinden 2020-2026 yılları arasında tam 990 milyon liralık yasal bahis işlemi gerçekleştirildiği tespit edildi. Bu bahis faaliyetleri sonucunda yaklaşık 390 milyon lira zarar oluştuğu iddialar arasında yer aldı.

    Ayrıca soruşturma dosyasında, Haluk Levent’in asistanı Yeliz Kaya adına açılan bir hesaba dernek fonlarından yaklaşık 120 milyon lira aktarıldığı bilgisi paylaşıldı. Ticari faaliyetlerindeki karşılıksız çekler nedeniyle şahsi hesaplarını kullanamadığı iddia edilen Levent ve beraberindeki şüpheliler hakkında gözaltı kararı verildi.

    Yılmaz Özdil: “İzmir Marşı’nı Lekelediler”

    Haluk Levent’in gözaltına alınması sosyal medyada ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Gazeteci Yılmaz Özdil, konuya ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Medyanın Levent’e yönelik tavır değişikliğini “ikiyüzlülük” olarak nitelendiren Özdil, şu ifadeleri kullandı:

    “Haluk Levent’i kahramanlaştırmak için yarışanlar, şimdi gömmek için yarışıyor. Güven timsali diyorlardı, mahkemeye bile çıkmadan ipini çektiler. Medyadaki bu ikiyüzlüler farkında değil ama Haluk Levent yüzünden toplumsal muhalefetin ortak paydası olan İzmir Marşı’nı da lekelemiş oldular.”

    Soruşturma süreci devam ederken, depremzedeler için toplanan bağışların akıbetine dair yargı sürecinin nasıl ilerleyeceği merakla bekleniyor.

  • Haluk Levent iddiaları sosyal medyada gündem oldu

    Haluk Levent iddiaları sosyal medyada gündem oldu

    Ahbap Derneği Başkanı Haluk Levent hakkında sosyal medyada ve bazı yayın organlarında yer alan iddialar kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Söz konusu paylaşımlarda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği’nin faaliyetlerine ilişkin yürütüldüğü öne sürülen bir soruşturma kapsamında Haluk Levent hakkında gözaltı kararı verildiği iddia edildi.

    Paylaşımlarda ayrıca Levent’in, “Dernekler Kanunu’na muhalefet”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “örgüt üyeliği” suçlamaları kapsamında gözaltına alındığı ileri sürüldü. Ancak haberin yayımlandığı an itibarıyla bu iddiaları doğrulayan resmi bir açıklama kamuoyuyla paylaşılmış değildir.

    Deprem bağışları yeniden gündeme geldi

    6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Ahbap Derneği aracılığıyla toplanan bağışlar daha önce de kamuoyunda tartışma konusu olmuştu. Son günlerde Haluk Levent hakkında ortaya atılan yeni iddialarla birlikte deprem döneminde toplanan bağışların kullanımı yeniden gündeme taşındı.

    Sosyal medyada dolaşıma giren paylaşımlarda, Levent’in daha önce deprem bağışlarına ilişkin kapsamlı açıklama yapacağını söylediği ancak henüz ayrıntılı bir bilgilendirme yapılmadığı öne sürüldü.

    Mali süreçlere ilişkin çeşitli iddialar

    Söz konusu paylaşımlarda ayrıca Haluk Levent’in ticari faaliyetleri, çek işlemleri ve kripto para yatırımlarıyla ilgili çeşitli iddialara da yer verildi. Bunun yanında soruşturma dosyasında yer aldığı öne sürülen bazı mali hareketler ve bahis işlemlerine ilişkin rakamlar da sosyal medyada gündem oldu.

    Ancak bu iddiaların tamamı hakkında resmi makamlar tarafından doğrulanmış kesin bilgiler bulunmamaktadır.

    Resmi açıklamalar bekleniyor

    Kamuoyunda geniş yankı uyandıran iddialara ilişkin gözler İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile ilgili resmi kurumların yapacağı açıklamalara çevrildi. Sürece ilişkin doğrulanmış bilgiler geldikçe kamuoyunun resmi kaynaklardan yapılacak açıklamaları takip etmesi önem taşıyor.

  • Mehterin Sesi, Türkiye’nin Mesajı

    Mehterin Sesi, Türkiye’nin Mesajı

    Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti

    Bazı sesler vardır…

    Bir enstrümanın tınısı olmaktan çıkar, milletin hafızasına dönüşür.

    Geçen hafta Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinde 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanı mehter marşlarıyla karşılandı.

    O an sadece bir karşılama töreni yaşanmadı.

    Türkiye, dünyaya çok net bir mesaj verdi:

    “Biz sadece bugünün devleti değiliz; yüzyılların birikimiyle ayakta duran bir milletiz.”

    Batı basınının önemli bölümü bu görüntüleri konuştu.

    Çünkü Ankara, diplomasi sahnesine tarihini de taşıdı.

    Ve işin ilginç tarafı şu oldu:

    Dünyanın birçok yerinde hayranlıkla izlenen bu görüntüler, içeride bazı çevreler tarafından küçümsenmeye çalışıldı.

    Oysa mehter, herhangi bir müzik topluluğu değildir.

    Mehter; disiplinin, devlet geleneğinin, askerî hafızanın ve kültürel sürekliliğin sembolüdür.

    Viyana Mozart’la övünür.

    İtalya operasıyla övünür.

    İspanya flamenkosuyla övünür.

    Türkiye’nin de mehteriyle gurur duyması kadar doğal ne olabilir?

    Bir milletin kendi tarihî mirasını sahiplenmesi, başka kültürlere düşmanlık değildir.

    Tam tersine, gerçek özgüvenin göstergesidir.

    Kendi köklerinden utanarak evrensel olunmaz.

    Kendi geçmişini küçümseyerek çağdaşlık kurulmaz.

    Asıl mesele tam da burada düğümleniyor.

    Türkiye uzun yıllar boyunca “ya geçmiş ya gelecek” ikilemine mahkûm edildi.

    Oysa güçlü ülkeler böyle davranmaz.

    Güçlü ülkeler geçmişlerini müzeye kaldırıp unutan değil, onu bugünün diliyle yeniden yorumlayan ülkelerdir.

    Ankara’daki zirve bunu yaptı.

    Bir yanda NATO’nun güvenlik gündemi vardı.

    Ukrayna savaşı vardı.

    Karadeniz dengesi vardı.

    Enerji güvenliği vardı.

    Göç meselesi vardı.

    Diğer yanda ise mehterin ritmi vardı.

    Yani Türkiye hem jeopolitik gücünü hem de medeniyet hafızasını aynı kareye sığdırdı.

    Bence zirvenin en önemli kazanımı da buydu.

    Çünkü dünya artık sadece ekonomik büyüklüklere bakmıyor.

    Kültürel ağırlığa da bakıyor.

    Kimliğine sahip çıkabilen toplumlara da bakıyor.

    Türkiye’nin son yıllarda en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri işte bu özgüven.

    Gençler Mozart’ı da bilmeli, Itrî’yi de.

    Senfoniyi de dinlemeli, mehteri de.

    Çünkü medeniyet, birini seçip diğerini yok etmek değil; kendi kökleri üzerinde yükselirken dünyaya da açık kalabilmektir.

    Ankara’da verilen görüntü tam olarak buydu.

    Ne geçmişe saplanıp kalmak…

    Ne de geçmişten utanmak…

    Sadece şu cümleyi dünyaya hatırlatmak:

    “Türkiye, tarihinden güç alan ama geleceğe yürüyen bir ülkedir.”

    Mehterin sesi belki birkaç dakika sürdü.

    Ama verdiği mesaj çok daha uzun süre konuşulacak gibi görünüyor.

  • Son Dakika: Trump Ateşkesin Bittiğini Duyurdu, Katar Harekete Geçti

    Son Dakika: Trump Ateşkesin Bittiğini Duyurdu, Katar Harekete Geçti

    ABD ile İran arasında haziran ayında imzalanan mutabakatın ardından oluşan kırılgan barış ortamı yeniden sarsıldı. ABD Başkanı Donald Trump, ateşkes sürecinin sona erdiğini duyururken, iki ülke arasındaki diplomatik temasların ise devam edeceğini açıkladı.

    Trump’ın NATO Zirvesi kapsamında Ankara’da yaptığı “Ateşkes sona erdi” açıklamasının ardından bölgede tansiyon yeniden yükseldi. ABD ordusu İran’daki bazı askeri hedeflere yönelik operasyon düzenlediğini duyururken, İran da buna karşılık bölgedeki ABD unsurlarını hedef alan misilleme saldırıları gerçekleştirdi.

    Katar’dan Yeni Diplomasi Hamlesi

    Bölgede yeniden tırmanan kriz üzerine Katar devreye girdi. Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Katarlı müzakereciler, gerilimin düşürülmesi ve taraflar arasında daha kapsamlı diplomatik görüşmelerin yeniden başlaması amacıyla İranlı yetkililerle bir araya gelmek üzere Tahran’a gitti.

    Haberde, yürütülen temasların ABD tarafıyla koordinasyon içerisinde gerçekleştirildiği ve Washington ile Tahran arasında anlaşmazlığa neden olan temel başlıkların masaya yatırıldığı belirtildi.

    Trump: Müzakereler Devam Edecek

    ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı açıklamada İran’ın müzakereleri sürdürmek istediğini öne sürdü.

    Trump paylaşımında, ABD’nin bu talebi kabul ettiğini ancak İran yönetimine ateşkesin sona erdiğinin açık şekilde bildirildiğini ifade etti. Böylece askeri gerilimin yeniden yükselmesine rağmen diplomatik görüşmelerin tamamen sona ermediği mesajı verilmiş oldu.

    Ankara’daki Açıklamaları Dikkat Çekmişti

    Trump, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi sırasında yaptığı değerlendirmede İran ile ateşkes sürecinin sona erdiğini açıklamış, İran yönetimine yönelik sert ifadeler kullanmıştı. Açıklamaları uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.

    Mutabakat Sonrası Yeniden Çatışma

    Washington ile Tahran arasında savaşın sona erdirilmesi amacıyla 14 Haziran’da İslamabad Mutabakatı imzalanmış, nihai anlaşmaya ulaşılması için 60 günlük müzakere takvimi belirlenmişti.

    Ancak son günlerde yaşanan gelişmeler sürecin yeniden çıkmaza girdiğine işaret etti. ABD’nin 8 Temmuz’da İran’a yönelik yeni askeri operasyonlar başlatmasının ardından İran da bölgedeki ABD üslerine yönelik misilleme saldırıları düzenledi.

    Yaşanan son gelişmeler, Orta Doğu’da kalıcı barış umutlarının zayıfladığına işaret ederken, Katar öncülüğünde yürütülen diplomatik girişimlerin krizin daha da büyümesini önleyip önleyemeyeceği merak konusu olmaya devam ediyor.

  • S-400’ler Satılıyor mu? Rusya’dan Dikkat Çeken Açıklama

    S-400’ler Satılıyor mu? Rusya’dan Dikkat Çeken Açıklama

    Türkiye’nin envanterindeki S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye devredileceği yönündeki iddialar gündemdeki yerini korurken, Kremlin’den dikkat çeken bir açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, konuya ilişkin Ankara ile temasların sürdüğünü belirterek, meselenin son derece hassas olduğunu vurguladı.

    S-400 Tartışmaları Yeniden Gündemde

    Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yeniden uluslararası gündemin merkezine yerleşti.

    2019 yılında teslim alınan S-400 sistemleri nedeniyle ABD tarafından Türkiye’ye CAATSA yaptırımları uygulanmıştı. Ankara’da düzenlenen 36. NATO Liderler Zirvesi sonrasında Trump’ın yaptırımların kaldırılacağı yönündeki açıklamaları ise S-400’lerin geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.

    Kremlin: Türkiye ile Temas Halindeyiz

    Moskova’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Türkiye’nin S-400 sistemlerini üçüncü bir ülkeye devretmeye hazırlandığı yönündeki iddialara ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Peskov, konunun iki ülke arasındaki ilişkiler açısından büyük önem taşıdığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Bu son derece hassas bir konu. Ancak Türk tarafıyla temas halindeyiz ve görüşmelerimizi sürdürmeye devam ediyoruz.”

    Kremlin’in açıklaması, S-400’lerin geleceğine ilişkin kulislerde konuşulan senaryoları daha da hareketlendirdi.

    Körfez Ülkesine Satış İddiası

    S-400 sistemleriyle ilgili dikkat çeken bir kulis bilgisi de gazeteci Abdulkadir Selvi’den geldi.

    Selvi, Türkiye’nin envanterindeki S-400 sistemlerinin Körfez bölgesindeki bir ülkeye satıldığı yönünde bilgiler aldığını ifade etti. Satış sürecinde yaşanan bazı teknik ve diplomatik pürüzlerin giderildiğini belirten Selvi, resmi açıklamanın kısa süre içinde yapılabileceğini öne sürdü.

    Söz konusu iddialara ilişkin ise şu ana kadar resmi makamlar tarafından doğrulama yapılmadı.

    Trump’tan CAATSA ve F-35 Mesajı

    ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’daki temaslarının ardından Türkiye’ye uygulanan CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını açıklamıştı.

    Trump ayrıca Türkiye’nin F-35 programına dönüş ihtimaline ilişkin soruya da olumlu mesaj vererek, “Bu değerlendireceğimiz bir konu. F-35 harika bir uçak ve bu seçenek kesinlikle masada.” ifadelerini kullanmıştı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da F-35 meselesinin Türkiye açısından yeni olmadığını belirterek, Trump’ın verdiği sözlere güvendiğini ve olumlu bir sonuç beklediğini dile getirmişti.

    Erdoğan’dan Dikkat Çeken Yanıt

    NATO Liderler Zirvesi sonrasında düzenlenen basın toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye’nin S-400 sistemleriyle ilgili nasıl bir adım atacağı soruldu.

    ABD mevzuatına göre Türkiye’nin S-400 sistemlerine sahip olmaması gerektiğini hatırlatan soruya Erdoğan, kısa ancak dikkat çeken bir yanıt verdi:

    “Bizi izlemeye devam edin.”

    Bu açıklama, Ankara’nın S-400 konusunda yeni bir strateji üzerinde çalıştığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

  • Avrupa’nın Vicdanı Kıbrıs’ta da Sustu, Gazze’de de Sustu

    Avrupa’nın Vicdanı Kıbrıs’ta da Sustu, Gazze’de de Sustu

     Aziz Dağtekin Yazdı


    Avrupa’nın bir alışkanlığı var.

    Kendi acısını tarih yapar…

    Başkasının acısını dipnot bile yapmaz.

    Kendi mağdurunu kürsülere çıkarır…

    Başkalarının mezarlarını ise sessizliğe gömer.

    Bugün Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen Kıbrıs kararı tam da bunun yeni bir örneğidir.

    1974 Kıbrıs Barış Harekatı üzerinden Türkiye’yi suçlayanlar, yarım asır önce yaşanan olayları kendi siyasi bakış açılarıyla yeniden yorumlamaya çalışıyor.

    Peki aynı Avrupa Parlamentosu, 1963’te başlayan Kanlı Noel’i neden aynı kararlılıkla konuşmadı?

    Neden Ayvasıl’da toplu mezarlara gömülen Türkleri gündemine taşımadı?

    Neden Kumsal’da banyo küvetinde katledilen Mürüvet İlhan ile üç küçük evladının dramını insan hakları raporlarının ilk sayfasına yazmadı?

    Neden 103 Türk köyünün boşaltılmasını, yüzlerce Kıbrıs Türkünün hayatını kaybetmesini Avrupa’nın ortak hafızasına işlemedi?

    Çünkü mesele insan hakları değil…

    Mesele, kimin hakkının konuşulacağına karar verme ayrıcalığını kendilerinde görmeleridir.

    Bugün Gazze’ye bakın…

    On binlerce insan hayatını kaybetti.

    Kadınlar…

    Çocuklar…

    Hastaneler…

    Okullar…

    Mülteci kampları…

    Dünyanın gözü önünde bombalandı.

    Uluslararası kuruluşların raporlarına konu olan ağır insani yıkım günlerce ekranlara yansıdı.

    Peki Avrupa ne yaptı?

    Birkaç diplomatik açıklama…

    Birkaç “endişeliyiz” cümlesi…

    Sonra derin bir sessizlik.

    Lübnan’da yaşanan saldırılar karşısında da benzer bir tablo ortaya çıktı.

    Siviller hayatını kaybetti.

    Yerleşim alanları hedef oldu.

    Ama Avrupa’nın vicdanı yine uzun bir sessizliğe büründü.

    İnsan haklarını evrensel bir değer olarak savunduğunu söyleyenlerin, bu ilkeyi her coğrafyada aynı ölçüyle uygulaması beklenir.

    Çünkü insan hakları; milliyete, dine ya da siyasi tercihe göre değişen bir kavram değildir.

    Kıbrıs meselesi de tarihsel yönleriyle son derece hassas bir konudur.

    Bu nedenle geçmişte yaşanan acıların tamamı, hangi topluma ait olursa olsun, insani bir bakış açısıyla değerlendirilmelidir.

    Acıları yarıştırmak da, bazılarını görünmez kılmak da barışa hizmet etmez.

    Gerçek adalet, yalnızca belirli mağduriyetleri değil, tüm sivillerin yaşadığı trajedileri aynı vicdan terazisinde tartabilmektir.

    Avrupa Parlamentosu’nun aldığı karar, işte bu nedenle tarafsızlık konusunda ciddi tartışmaları beraberinde getirmektedir.

    Eğer gerçekten adalet aranıyorsa…

    Kanlı Noel de konuşulmalıdır.

    Ayvasıl da konuşulmalıdır.

    Kumsal Katliamı da konuşulmalıdır.

    Toplu mezarlar da konuşulmalıdır.

    Türklerin yaşadığı acılar da aynı ciddiyetle araştırılmalıdır.

    Aksi halde ortaya çıkan tablo, hukukun değil siyasetin konuştuğu bir tablo olur.

    Avrupa, insan haklarını siyasi rekabetin aracı hâline getirdiği sürece inandırıcılığını güçlendiremez.

    Çünkü vicdan seçici olamaz.

    Adalet taraf seçemez.

    İnsanlık ise ancak herkes için savunulduğunda gerçek anlamını bulur.

  • Sıfır Atık Vakfı’ndan Çevre Dostu Hamle: Musluk Suyu İçin Yenilikçi Filtre Sistemi

    Sıfır Atık Vakfı’ndan Çevre Dostu Hamle: Musluk Suyu İçin Yenilikçi Filtre Sistemi

    Sıfır Atık Vakfı, evlerde kullanılan musluk suyunun güvenli içme suyuna dönüştürülmesini hedefleyen yeni nesil bir aparat geliştirmek için çalışma başlattı. Proje ile hem plastik şişe ve damacana kullanımının azaltılması hem de çevre dostu su tüketiminin yaygınlaştırılması amaçlanıyor.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde 2017 yılında başlatılan Sıfır Atık Hareketi, çevresel sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarına bir yenisini daha ekliyor. Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanlığı görevini de yürüten hareket kapsamında geliştirilen yeni proje, güvenli içme suyuna erişim ile plastik atıkların azaltılmasını aynı hedefte buluşturuyor.

    Musluk Suyunu Güvenli İçme Suyuna Dönüştürmesi Hedefleniyor

    Türkiye’de şebeke suyuna yönelik endişeler nedeniyle vatandaşların önemli bir bölümü damacana veya tek kullanımlık plastik şişe suyu tercih ediyor. Bu durum hem plastik atık miktarını artırıyor hem de üretim ve taşıma süreçlerinden kaynaklanan karbon salımını yükseltiyor.

    Sıfır Atık Vakfı tarafından geliştirilecek yeni nesil aparatın, musluk suyunun kalitesini artırarak güvenli içme suyuna dönüştürmesi ve böylece plastik ambalaj kullanımını önemli ölçüde azaltması hedefleniyor.

    Farklı Filtrasyon Teknolojileri İnceleniyor

    Vakıf tarafından yürütülen çalışma kapsamında aktif karbon, ters ozmoz (RO), ultraviyole (UV) ve seramik filtre gibi farklı su arıtma teknolojileri bilimsel açıdan değerlendiriliyor.

    Uzmanlara göre;

    • Aktif karbon filtreler klor, tat ve koku problemlerinin giderilmesinde etkili oluyor.
    • Ters ozmoz sistemleri ağır metaller, nitrat ve çeşitli kimyasal kirleticilerin uzaklaştırılmasında yüksek performans sunuyor.
    • UV teknolojisi ise sudaki mikroorganizmaların etkisiz hale getirilmesine katkı sağlıyor.

    Ancak uzmanlar, tüm filtre sistemlerinin aynı verimi göstermediğine dikkat çekiyor. Filtrasyonun başarısında kullanılan teknoloji kadar filtrelerin düzenli bakımının yapılması ve bölgedeki su kalitesinin de belirleyici olduğu vurgulanıyor.

    Çevresel Dönüşümün Yeni Adımı

    Sıfır Atık Vakfı, geliştirilecek sistemin yalnızca bir su filtresi olarak değil, sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını destekleyen çevresel bir dönüşüm aracı olarak kullanılmasını hedefliyor.

    Projeyle;

    • Tek kullanımlık plastik şişe tüketiminin azaltılması,
    • Damacana kullanımının düşürülmesi,
    • Güvenli içme suyuna erişimin kolaylaştırılması,
    • Hane halkında sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının yaygınlaştırılması,
    • Taşıma ve lojistik kaynaklı karbon ayak izinin azaltılması,
    • Çevre dostu teknolojilerin desteklenmesi amaçlanıyor.

    Çalışmaların üniversiteler, kamu kurumları, özel sektör temsilcileri ve alanında uzman akademisyenlerle iş birliği içinde yürütülmesi planlanıyor.

    Çevre Dostu İşletmelere Düşük Faizli Kredi Gündemde

    Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, çevre dostu üretim sistemlerinin yaygınlaştırılması amacıyla bankalarla düşük faizli ve uzun vadeli kredi imkanları konusunda görüşmeler yürüttüklerini açıkladı.

    Biyobozunur ürün üretimine geçiş yapmak isteyen işletmelere finansman desteği sağlanmasının hedeflendiğini belirten Ağırbaş, Türkiye’nin doğa dostu üretim teknolojilerinde bölgesel bir merkez haline gelebileceğini ifade etti.

    Çevreyi Kirleten Firmalara Daha Ağır Yaptırım Talebi

    Vakfın gündemindeki bir diğer başlık ise çevreyi kirleten işletmelere uygulanacak yaptırımların artırılması.

    Adalet Bakanlığı ile yürütülen çalışmalar kapsamında çevreye atık bırakan sanayi kuruluşlarına verilen para cezalarının artırılması, çevresel rehabilitasyon maliyetlerinin kirleten firmalara yüklenmesi ve tekrarlanan ihlallerde hapis cezası uygulanmasına yönelik düzenlemeler üzerinde çalışıldığı belirtildi.

    Sıfır Atık Vakfı, geliştirmeyi planladığı yeni nesil su arıtma aparatıyla hem güvenli içme suyuna erişimi kolaylaştırmayı hem de plastik atıkların azaltılmasına katkı sağlayarak Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine destek olmayı amaçlıyor.

  • Türkiye’nin Milli Savaş Uçağı KAAN Güç Kazanıyor! ABD’den Motor Satışına Yeşil Işık

    Türkiye’nin Milli Savaş Uçağı KAAN Güç Kazanıyor! ABD’den Motor Satışına Yeşil Işık

    • ABD Kongresi, KAAN savaş uçağında kullanılacak F110-GE-129 motorlarının satışına ilişkin 15 günlük inceleme sürecinde engelleme kararı almadı. Kritik gelişme, milli muharip uçak KAAN’ın üretim takvimi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

    Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN projesinde önemli bir eşik daha geride kaldı. ABD yönetiminin KAAN’da kullanılacak F110-GE-129 motorlarının satışına ilişkin Kongre’ye yaptığı resmi bildirim sürecinde kritik inceleme dönemi tamamlanırken, satışın önünde herhangi bir engel oluşmadı.

    Milli imkanlarla geliştirilen KAAN için yerli motor çalışmalarının 2032 yılına kadar devam etmesi planlanırken, bu süreçte uçağın ilk üretim bloklarında F110-GE-129 turbofan motorlarının kullanılması öngörülüyor. Böylece hem proje takviminin korunması hem de Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarının zamanında karşılanması hedefleniyor.

    ABD Dışişleri Bakanlığı, 24 Haziran 2026 tarihinde Türkiye’ye yönelik yabancı askeri ürün satışına ilişkin resmi bildirimi Kongre’ye iletmişti. Bildirimin ardından bazı Kongre üyeleri satışın değerlendirilmesi amacıyla 15 günlük inceleme sürecinin işletilmesini talep etti.

    ABD mevzuatı gereği bu süre içerisinde satışın durdurulabilmesi için Temsilciler Meclisi ile Senato’nun ortak ret kararı alması gerekiyordu. Böyle bir kararın çıkması halinde ise ABD Başkanı Donald Trump’ın veto yetkisi bulunuyor, vetonun aşılabilmesi için de Kongre’nin her iki kanadında üçte iki çoğunluk şartı aranıyordu.

    Ancak inceleme süresi boyunca satışın engellenmesine yönelik ortak karar tasarısı ne Temsilciler Meclisi’nin ne de Senato’nun gündemine alınmadı. Böylece 15 günlük değerlendirme sürecinin sona ermesiyle birlikte F110 motorlarının Türkiye’ye satış süreci Kongre aşamasında herhangi bir engelle karşılaşmadan ilerlemeye devam etti.

    Söz konusu satış paketi yalnızca motor tedarikini kapsamıyor. Bildirim kapsamında KAAN’da kullanılacak F110-GE-129E/F motorlarının entegrasyonu, montajı, dış modifikasyonları, sertifikasyon süreçleri, test faaliyetleri ile teknik veri paylaşımı ve savunma hizmetleri de yer alıyor.

    Yaşanan bu gelişme, KAAN’ın seri üretim takvimine ilişkin önemli bir adım olarak değerlendirilirken, yerli motor geliştirme çalışmalarının tamamlanmasına kadar geçiş sürecinin planlandığı şekilde devam etmesine katkı sağlayacak.

  • AP’de Kabul Edilen Kıbrıs Kararı Sonrası Gözler 1963 Kanlı Noel Olaylarına Çevrildi

    AP’de Kabul Edilen Kıbrıs Kararı Sonrası Gözler 1963 Kanlı Noel Olaylarına Çevrildi

    Avrupa Parlamentosu, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’na ilişkin tartışmalı karar tasarısını kabul etti. Karar Türkiye’de tepkiyle karşılanırken Kanlı Noel, Kumsal Katliamı ve Kıbrıs Türklerine yönelik saldırılar yeniden gündeme geldi.


    Avrupa Parlamentosu (AP), 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’na ilişkin dikkat çeken bir karar tasarısını kabul etti. Yunanistanlı parlamenter Eleonora Meleti’nin öncülüğünde hazırlanan karar, harekât sırasında Türk askerlerinin Rum kadınlara yönelik cinsel şiddet uyguladığı yönündeki iddiaların tanınmasını öngörürken, Türkiye’de karara sert tepkiler yükseldi.

    Avrupa Parlamentosu’nda geniş destekle kabul edildi

    8 Temmuz’da Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda oylanan karar tasarısı, 575 “kabul” oyuna karşılık 33 “ret” oyuyla kabul edildi. Kararda, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Türk askerlerinin cinsel şiddeti savaş yöntemi olarak kullandığı iddialarına yer verildi.

    Metinde ayrıca, iddia edilen mağdurlar için tazminat mekanizmalarının oluşturulması çağrısı yapılırken, Türkiye’nin uluslararası hukuk kapsamında sorumluluk üstlenmesi gerektiği yönünde ifadeler de yer aldı.

    Eleonora Meleti: “Yaklaşık 1500 mağdur kadın var”

    Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in liderliğini yaptığı Yeni Demokrasi Partisi mensubu Avrupa Parlamentosu üyesi Eleonora Meleti, Genel Kurul’daki konuşmasında yaklaşık 1500 Rum kadının mağdur olduğunu öne sürdü. Meleti, söz konusu iddiaların uluslararası platformlarda daha görünür hale getirilmesi gerektiğini savundu.

    Karar Türkiye’de tepkiyle karşılandı

    Avrupa Parlamentosu’nun kabul ettiği karar, Türkiye’de farklı kesimlerden eleştirilerin hedefi oldu. Tepkilerde, Kıbrıs Barış Harekatı’nın öncesinde Kıbrıs Türklerine yönelik yıllarca süren saldırılar ve katliamların göz ardı edildiği görüşü öne çıktı.

    Kanlı Noel yeniden hatırlandı

    Kararın ardından kamuoyunda, 1963 yılında başlayan ve tarihe “Kanlı Noel” olarak geçen saldırılar yeniden gündeme taşındı. 20 Aralık 1963 gecesi başlayan olaylarda Türk yerleşim bölgeleri hedef alınmış, resmi kayıtlara göre 92 Kıbrıs Türkü hayatını kaybetmiş, 146 kişi ise yaralanmıştı.

    Bu saldırılar, ilerleyen yıllarda adadaki etnik gerilimin daha da derinleşmesine neden olan dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor.

    Ayvasıl’da toplu infaz

    Kıbrıs’ta faaliyet gösteren EOKA mensuplarının Lefkoşa’ya bağlı Ayvasıl köyünde esir aldıkları 21 Kıbrıs Türkünü elleri bağlı şekilde öldürdüğü ve cenazelerin toplu mezarlara gömüldüğü olay da yeniden hatırlatılan trajediler arasında yer aldı.

    Kumsal Katliamı hafızalardaki yerini koruyor

    24 Aralık 1963’te Lefkoşa’nın Kumsal bölgesinde yaşanan saldırılar sırasında, Kıbrıs Türk Alayı’nda görev yapan Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi Mürüvet İlhan ile çocukları Murat, Kutsi ve Hakan evlerinin banyo küvetinde öldürülmüş halde bulunmuştu.

    “Kumsal Katliamı” veya “Banyo Katliamı” olarak tarihe geçen olayın yaşandığı ev, bugün Barbarlık Müzesi olarak ziyaretçilere açık bulunuyor.

    103 Türk köyü boşaltıldı

    1963-1964 yıllarında yaşanan saldırılar sonucunda 103 Türk köyünün boşaltıldığı, yüzlerce Kıbrıs Türkünün göç etmek zorunda kaldığı belirtiliyor. Resmi verilere göre bu süreçte toplam 364 Kıbrıs Türkü yaşamını yitirdi.

    Avrupa Parlamentosu’nun son kararıyla birlikte, Kıbrıs meselesine ilişkin tarihsel tartışmalar ve farklı tarafların olaylara ilişkin değerlendirmeleri yeniden uluslararası gündemin önemli başlıklarından biri haline geldi.

  • Satılma, Eğilme, Kin Besleme…

    Satılma, Eğilme, Kin Besleme…

    Aziz Dağtekin ile Cuma Sohbeti


    İnsan, ömrü boyunca iki yol arasında yürür.

    Birisi kalabalığın yolu…

    Diğeri hakikatin yolu.

    Kalabalığın yolu alkışlıdır.

    Hakikatin yolu ise çoğu zaman yalnızdır.

    Fakat Allah katında kıymetli olan, alkış değil; istikamettir.

    Bugün dünyanın en büyük problemi ekonomik kriz değildir.

    Siyasi kutuplaşma değildir.

    Teknolojinin baş döndürücü hızı da değildir.

    Asıl problem, insanın kendi özünü kaybetmesidir.

    İnsan satılınca…

    Vicdan susuyor.

    İnsan eğilince…

    Haysiyet eksiliyor.

    İnsan kin besleyince…

    Merhamet ölüyor.

    Oysa müminin pusulası makam değildir.

    Servet değildir.

    Şöhret değildir.

    Allah’ın rızasıdır.

    Onun için…

    İtilirsin…

    Atılırsın…

    Dışlanırsın…

    Ama satılmazsın.

    Doğru bildiğin yolda yürürsün.

    Gerekirse devrilirsin.

    Ama eğilmezsin.

    Çünkü biliyorsun ki eğilen sadece beden değildir.

    Bazen karakter de eğilir.

    Bazen şahsiyet de.

    Bazen iman da yara alır.

    Hayat bize çok şey kazandırabilir.

    Ev…

    Araba…

    Makam…

    Servet…

    Hepsi güzel.

    Ama bir insanın aldığı beddua, sahip olduğu bütün servetten daha ağırdır.

    Onun için mal kazanırken gönül kaybetmemek gerekir.

    Ticaret yaparken ahireti iflas ettirmemek gerekir.

    Okumak güzeldir.

    Bilgi güçtür.

    Ama dili lanete alıştıran bir ilim, sahibini yüceltmez.

    Kalbi karartan bilgi, hikmet değildir.

    Kapını aç.

    Sofranı aç.

    Gönlünü aç.

    Muhtaca el uzat.

    Mazlumun duasını al.

    Ama öfken geldiğinde ağzını açmadan önce vicdanına danış.

    Çünkü bir söz, yıllarca kapanmayacak yaralar açabilir.

    Bugün insanlık bilgi çağında yaşıyor.

    Fakat hikmet çağında yaşamıyor.

    Bilgimiz arttı.

    Merhametimiz azaldı.

    Evlerimiz büyüdü.

    Gönüllerimiz küçüldü.

    Takipçiler çoğaldı.

    Dostlar azaldı.

    İşte bunun için…

    Kin değil umut beslemeliyiz.

    Nefret değil dua büyütmeliyiz.

    Çocuklarımızı sadece başarılı değil, ahlaklı yetiştirmeliyiz.

    Onlara diploma kadar vicdan da bırakmalıyız.

    Unutmayalım…

    Rakibini geçebilirsin.

    Sınıfını geçebilirsin.

    Hayatta herkesi geçebilirsin.

    Fakat bir gün kabre girdiğinde kimseyi geçmiş olmayacaksın.

    Orada sadece ameller konuşacak.

    Bugün servetini sayıyorsan…

    Bir gün sevaplarını da sayabilecek misin?

    Bugün büyüklerini sayıyorsan…

    Yarın Rabbinin huzurunda yüzün ak olacak mı?

    Asıl soru budur.

    Dünya bize kalıcı bir adres vermedi.

    Sadece geçici bir misafirlik verdi.

    Öyleyse bu misafirhanede birbirimizi kırarak değil, gönüller yaparak yaşayalım.

    Çünkü geriye kalan;

    Ne makamdır…

    Ne servettir…

    Ne alkıştır…

    Geriye kalan yalnızca güzel bir isim, hayırlı bir amel ve Allah’ın razı olduğu bir ömürdür.

    Bu mübarek Cuma günü vesilesiyle Rabbimizden niyazımız odur ki;

    Bize doğrulmayı nasip etsin ama kibri değil…

    Dik durmayı nasip etsin ama zulmü değil…

    Kazandırmayı nasip etsin ama haramı değil…

    Konuşmayı nasip etsin ama gıybeti değil…

    Sevmeyi nasip etsin ama nefreti değil…

    Ve en önemlisi…

    Kalabalıklar içinde kaybolmadan, Hakk’ın yolunda dosdoğru yürümeyi nasip etsin.

    Hayırlı Cumalar…

  • NATO Zirvesi Tamamlandı! Erdoğan’ın Yoğun Diplomasi Mesaisi Gündem Oldu

    NATO Zirvesi Tamamlandı! Erdoğan’ın Yoğun Diplomasi Mesaisi Gündem Oldu

    Türkiye’nin ev sahipliğinde Ankara’da düzenlenen 36. NATO Liderler Zirvesi, iki gün süren yoğun diplomasi trafiğinin ardından sona erdi. NATO üyesi 32 ülkenin liderlerini bir araya getiren zirvede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, birçok kritik ikili görüşme gerçekleştirirken, ABD Başkanı Donald Trump ile verdiği samimi görüntüler uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti.

    Erdoğan’dan Yoğun Diplomasi Mesaisi

    Zirve boyunca Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni başta olmak üzere birçok liderle bir araya geldi.

    Gerçekleştirilen temaslarda ikili ilişkiler, bölgesel gelişmeler, savunma sanayii iş birlikleri ve NATO’nun geleceğine ilişkin başlıklar ele alındı.

    Türkiye ile İngiltere Arasında Güvenlik ve Savunma Ortaklığı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İngiltere Başbakanı Keir Starmer’in görüşmesinde iki ülke arasında Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Anlaşması imzalandı.

    Anlaşma kapsamında caydırıcılık, askeri iş birliği, savunma sanayii, ileri teknoloji, siber güvenlik, hibrit tehditlerle mücadele ve terörle mücadele alanlarında yeni iş birliği mekanizmalarının oluşturulması hedefleniyor.

    Macron Görüşmesinde SAMP-T ve Ticaret Mesajı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un görüşmesinde Türkiye-Fransa ilişkilerinin geliştirilmesi ön plana çıktı.

    Erdoğan, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması gerektiğini vurgularken, Macron da ortak savunma projeleri arasında yer alan SAMP-T hava savunma sistemi konusunun görüşmede ele alındığını açıkladı.

    Meloni ile Savunma Sanayii ve Enerji İş Birliği

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile gerçekleştirdiği görüşmede savunma sanayii, yatırım, enerji ve ticaret alanlarında iş birliğinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

    Taraflar, mevcut ortaklıkların geliştirilmesi konusunda karşılıklı iradelerini ortaya koydu.

    AB İle İlişkiler Masadaydı

    Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşmesinde Erdoğan, Avrupa Birliği’nin savunma girişimlerinin NATO’yu tamamlayıcı nitelikte olması halinde Türkiye’nin destek vermeye hazır olduğunu belirtti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Antonio Costa ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in katıldığı çalışma yemeğinde Türkiye-AB ilişkileri ve üyelik sürecini kapsamlı şekilde değerlendirdi.

    Suriye Gündemi de Ele Alındı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye Devlet Başkanı Ahmet Şara ile yaptığı görüşmede iki ülke ilişkileri ve bölgesel gelişmeleri değerlendirdi.

    Görüşmede Suriye’nin yeniden istikrar kazanmasının önemi vurgulanırken, Türkiye’nin iş birliğini geliştirme yönündeki kararlılığı dile getirildi.

    Erdoğan ve Trump’ın Samimi Görüntüleri Zirveye Damga Vurdu

    Zirvenin en dikkat çeken anlarından biri Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın zirve öncesinde gerçekleştirdiği ayaküstü sohbet oldu.

    Görüşmeye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile MİT Başkanı İbrahim Kalın da eşlik etti. Liderlerin uzun süre sohbet etmesi ve Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında kullandığı olumlu ifadeler diplomasi kulislerinde geniş yankı uyandırdı.

    Trump ayrıca Türkiye’deki temasları sırasında Türk mutfağına yönelik beğenisini dile getirerek Türk yemeklerinden övgüyle söz etti.

    Zirvede Dikkat Çeken Renkli Anlar

    NATO Zirvesi yalnızca diplomatik temaslarla değil, renkli görüntülerle de hafızalarda yer etti.

    Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın spor ayakkabısıyla zirveye katılması dikkat çekerken, Japonya Dışişleri Bakanı Motegi Türk kahvesini deneyimleyerek kahve falı geleneği hakkında esprili açıklamalarda bulundu.

    İzlanda Başbakanı Kristrun Frostadottir ise zirvenin ardından Ankara Kalesi’ni ziyaret etti ve yöresel oyun havasıyla karşılandı.

    NATO’dan Birlik ve Destek Mesajı

    Zirvenin sonunda yayımlanan ortak bildirgede NATO üyesi 32 ülke, ittifakın birlik ve dayanışma mesajını yineledi.

    Bildirgede Ukrayna’ya yönelik askeri yardım, eğitim ve ekipman desteğinin sürdürüleceği belirtilirken, toplam 70 milyar euroluk destek taahhüdü yinelendi.

    Ayrıca İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiği vurgulanırken, bölgesel güvenlik ve küresel istikrarın korunmasının NATO’nun öncelikleri arasında yer aldığı ifade edildi.

    Ankara’da düzenlenen zirve, gerçekleştirilen diplomatik temaslar, imzalanan anlaşmalar ve verilen stratejik mesajlarla NATO’nun son yıllardaki en önemli buluşmalarından biri olarak kayıtlara geçti.

  • Şimşek’ten Ekonomi Değerlendirmesi: TL’ye Güven Güçleniyor

    Şimşek’ten Ekonomi Değerlendirmesi: TL’ye Güven Güçleniyor

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yayımladığı haftalık para ve banka istatistiklerini değerlendirerek Türk lirasına yönelik güvenin güçlendiğine dikkat çekti. Sosyal medya platformu X üzerinden açıklamalarda bulunan Şimşek, ters dolarizasyon sürecinde önemli ilerleme kaydedildiğini belirtti.

    Bakan Şimşek, uygulanan ekonomi politikaları ve artan öngörülebilirliğin yatırımcı güvenini desteklediğini ifade ederek, Türk lirası mevduatın toplam mevduat içindeki payının yaklaşık yüzde 62 seviyesine yükseldiğini açıkladı. Bu oranın son 11 yılın en yüksek düzeyine ulaştığını vurgulayan Şimşek, finansal istikrar açısından önemli bir gelişme yaşandığını söyledi.

    “Ters dolarizasyonda önemli mesafe katettik”

    Paylaşımında ekonomideki son gelişmelere değinen Şimşek, yatırımcı güvenindeki artışın Türk lirasına yönelimi hızlandırdığını belirtti. Çoklu küresel ve bölgesel şoklara rağmen elde edilen son verilerin, ters dolarizasyon sürecinin güçlenerek devam ettiğini ortaya koyduğunu ifade etti.

    “Politikalarımız kararlılıkla sürecek”

    Türk lirasına olan güvenin daha da artırılması için ekonomi yönetiminin uyguladığı politikaların sürdürüleceğini belirten Şimşek, makrofinansal istikrarın korunmasının ve fiyat istikrarının sağlanmasının öncelikli hedefler arasında yer aldığını kaydetti.

    Şimşek, sürdürülebilir yüksek büyümenin temel şartının fiyat istikrarı olduğuna işaret ederek, bu doğrultuda uygulanan ekonomi programının kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

    Merkez Bankası’nın açıkladığı son veriler, Türk lirası mevduatın toplam mevduatlar içindeki payının yaklaşık yüzde 62 seviyesine çıkarak son 11 yılın en yüksek düzeyine ulaştığını ortaya koyarken, ekonomi yönetimi bu tabloyu uygulanan politikaların önemli bir sonucu olarak değerlendiriyor.

  • Ayetli pankart tartışması sonrası Yeditepe Üniversitesi’nden dikkat çeken açıklama

    Ayetli pankart tartışması sonrası Yeditepe Üniversitesi’nden dikkat çeken açıklama

    Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin mezuniyet töreninde yaşanan pankart tartışması kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Törende Kur’an-ı Kerim’den bir ayetin yer aldığı pankartın açılması sonrasında yaşananlar sosyal medyada gündem olurken, üniversite yönetimi konuyla ilgili idari inceleme başlatıldığını duyurdu.

    Mezuniyet töreninde ayetli pankart dikkat çekti

    7 Temmuz tarihinde gerçekleştirilen mezuniyet töreninde mezun öğrencilerden Mustafa Malo, üzerinde Kur’an-ı Kerim’in Hud Suresi’nin 112. ayetinden alınan “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ifadesinin yer aldığı pankartla sahneye çıktı.

    Pankartın açılmasının ardından salonda bulunan bazı öğrencilerin buna tepki gösterdiği ve pankartın kaldırılmasını talep ettiği öne sürüldü.

    Pankartın görünmesini engellemeye yönelik girişim iddiası

    Tören sırasında yaşanan tartışmanın ardından bazı öğrencilerin pankartın görünmesini engellemek amacıyla pankartı taşıyan öğrencinin önünde durduğu iddia edildi.

    Yaşanan anlar törene katılan kişiler tarafından cep telefonu kameralarıyla kaydedilirken, görüntülerin sosyal medya platformlarında paylaşılmasıyla konu kısa sürede geniş kitlelere ulaştı.

    Üniversite yönetiminden resmi açıklama

    Tepkilerin ardından Yeditepe Üniversitesi yazılı bir açıklama yayımladı.

    Açıklamada, mezuniyet töreni sırasında yaşanan olayın mezuniyet sevincine gölge düşürdüğü belirtilerek, sosyal medyada üniversitenin kurumsal itibarını hedef alan bazı paylaşımlar nedeniyle kamuoyunun bilgilendirilmesinin gerekli görüldüğü ifade edildi.

    Üniversite yönetimi, öğrenciler tarafından açılan pankart ve buna yönelik tepkinin ortaya çıkardığı görüntülerin üzüntüyle karşılandığını vurguladı.

    “İnanç özgürlüğünün teminatıyız”

    Açıklamada, Yeditepe Üniversitesi’nin kuruluşundan bu yana anayasal değerlere, akademik özgürlüğe, ifade hürriyetine ve inanç özgürlüğüne bağlılığını koruduğu belirtildi.

    Üniversite yönetimi, hiçbir öğrencinin inancı nedeniyle baskıya maruz kalmasını ya da temel haklarının engellenmesini doğru bulmadıklarını ifade ederek, kurumun inanç özgürlüğünü güvence altına alan bir anlayışla hareket ettiğini kaydetti.

    “Kurumsal bir engelleme söz konusu değil”

    Yapılan açıklamada, Kur’an-ı Kerim’den bir ayetin yer aldığı pankartın açılmasına üniversite tarafından herhangi bir müdahale veya engelleme yapılmadığı belirtildi.

    İlk değerlendirmelere göre yaşanan durumun pankartta yer alan ayete yönelik değil, öğrenciye yönelik bir tepki niteliğinde olduğunun değerlendirildiği ifade edildi. Bununla birlikte pankartın görünürlüğünü engellemeye yönelik girişimlerin de üniversitenin temel değerleriyle bağdaşmadığı vurgulandı.

    Üniversite yönetimi ayrıca hiçbir kutsal değere veya inanca yönelik saygısızlığın kabul edilemeyeceğinin altını çizdi.

    İdari inceleme başlatıldı

    Açıklamanın devamında, bazı sosyal medya paylaşımlarında dile getirilen iddiaların gerçeği yansıtmadığı belirtilirken, üniversitenin herhangi bir din veya inanç karşıtı tutum içerisinde olmadığının altı çizildi.

    Yerleşkedeki ana bina girişlerinde kuruluşundan bu yana Kufi hatla yazılmış “Allah” ve “Muhammed” ifadelerinin bulunduğu hatırlatılan açıklamada, olayla ilgili gerekli idari incelemenin başlatıldığı bildirildi.

    Üniversite yönetimi, benzer olayların tekrar yaşanmaması amacıyla mezuniyet törenlerinde uygulanacak protokol ve kuralların da yeniden değerlendirileceğini duyurdu.

    Yeditepe Üniversitesi, açıklamasının sonunda inanç ve düşünce özgürlüğünü koruma konusundaki kararlılığını sürdüreceğini vurgulayarak, kamuoyunu süreç hakkında bilgilendirmeye devam edeceğini belirtti.

  • TFF açıkladı! Süper Lig’de 2026-2027 sezonunun fikstürü ve derbi tarihleri belli oldu

    TFF açıkladı! Süper Lig’de 2026-2027 sezonunun fikstürü ve derbi tarihleri belli oldu

    Trendyol Süper Lig’de 2026-2027 sezonunun fikstür çekimi tamamlandı. Türkiye Futbol Federasyonu’nun Riva Hasan Doğan Millî Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde gerçekleştirilen organizasyonun ardından yeni sezonun ilk hafta maçları ile derbi takvimi netleşti. Sezonun ilk büyük randevusunda Fenerbahçe ile Beşiktaş 4. haftada karşı karşıya gelecek.

    Süper Lig 14 Ağustos’ta başlayacak

    Türkiye Futbol Federasyonu tarafından açıklanan takvime göre Süper Lig’de yeni sezon, 14-17 Ağustos 2026 tarihleri arasında oynanacak ilk hafta karşılaşmalarıyla başlayacak.

    Ligin ilk yarısı 18-21 Aralık 2026 tarihlerinde oynanacak 16. hafta müsabakalarıyla tamamlanacak. İkinci devre ise 15-18 Ocak 2027 tarihlerindeki 17. hafta maçlarıyla başlayacak. Sezonun finali ise 23 Mayıs 2027 tarihinde yapılacak son hafta karşılaşmalarıyla gerçekleştirilecek.

    Fikstür çekimine yoğun katılım

    Riva’da düzenlenen fikstür çekimine Türkiye Futbol Federasyonu yöneticileri, Süper Lig kulüplerinin başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve kulüp temsilcileri katıldı.

    2026-2027 sezonunda Süper Lig’de toplam 18 takım şampiyonluk mücadelesi verecek.

    TFF’den birlik ve fair-play mesajı

    Fikstür çekimi öncesinde konuşan TFF 1. Başkan Vekili Mecnun Otyakmaz, yeni sezonun Türk futbolu adına başarılarla dolu geçmesini temenni etti.

    Otyakmaz, rekabetin centilmenlik içinde yaşandığı, fair-play anlayışının ön planda olduğu bir lig hedeflediklerini belirterek, Süper Lig’in uluslararası marka değerini daha da yükseltmeyi amaçladıklarını ifade etti.

    Yeni sezonda Süper Lig’e yükselen Erzurumspor FK, Amed Sportif Faaliyetler ve Çorum FK’ya başarı dileklerini ileten Otyakmaz, kulüplerle iş birliğinin artırılacağını, mali yapının güçlendirilmesi, sürdürülebilir ekonomik model oluşturulması ve yayın gelirlerinin yükseltilmesinin öncelikli hedefler arasında bulunduğunu vurguladı.

    Süper Lig’de ilk hafta maçları

    2026-2027 sezonunun açılış haftasında oynanacak karşılaşmalar şöyle:

    • Gaziantep FK – Alanyaspor
    • Kasımpaşa – Trabzonspor
    • Başakşehir – Kocaelispor
    • Amed Sportif Faaliyetler – Erzurumspor FK
    • Gençlerbirliği – Fenerbahçe
    • Konyaspor – Rizespor
    • Galatasaray – Çorum FK
    • Beşiktaş – Eyüpspor
    • Samsunspor – Göztepe

    Derbi haftaları da netleşti

    Fikstür çekiminin ardından sezon boyunca futbolseverlerin merakla beklediği derbilerin oynanacağı haftalar da belli oldu.

    • 4. hafta: Fenerbahçe – Beşiktaş
    • 6. hafta: Trabzonspor – Galatasaray
    • 8. hafta: Trabzonspor – Beşiktaş
    • 9. hafta: Galatasaray – Fenerbahçe
    • 13. hafta: Beşiktaş – Galatasaray
    • 15. hafta: Fenerbahçe – Trabzonspor

    Yeni sezon fikstürüyle birlikte şampiyonluk yarışının ilk haftalardan itibaren yüksek tempoda geçmesi beklenirken, özellikle derbi haftaları futbol kamuoyunun en çok takip edeceği mücadeleler arasında yer alacak. Süper Lig’de 2026-2027 sezonu, hem zirve yarışında hem de Avrupa kupaları ve kümede kalma mücadelesinde büyük rekabete sahne olmaya hazırlanıyor.

  • Dünya basını Türkiye’yi konuşuyor! Trump’ın F-35 ve CAATSA açıklamaları gündem oldu

    Dünya basını Türkiye’yi konuşuyor! Trump’ın F-35 ve CAATSA açıklamaları gündem oldu

    Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi, uluslararası kamuoyunun en çok konuştuğu diplomatik gelişmelerden biri oldu. Zirve kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılan görüşme ve Trump’ın Türkiye’ye yönelik mesajları, başta Yunanistan, İsrail, ABD ve Avrupa basını olmak üzere birçok ülkede geniş yer buldu.

    Trump’tan Türkiye için CAATSA ve F-35 mesajı

    Ankara’daki temasları sırasında konuşan ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye ile savunma alanındaki ilişkiler konusunda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

    Trump, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alımı nedeniyle uygulanan CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını ifade ederken, Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programına ilişkin de olumlu mesajlar verdi.

    ABD Başkanı, ilk açıklamasında F-35 satışının değerlendirileceğini belirtirken, daha sonraki değerlendirmesinde bu ifadelerini güçlendirerek Türkiye’nin F-35 savaş uçaklarını alacağını söyledi.

    Erdoğan-Trump diyaloğu zirvenin öne çıkan başlıklarından biri oldu

    Zirve boyunca iki lider arasındaki yakın diyalog da uluslararası basının dikkatini çekti.

    Donald Trump, daha önce dile getirdiği “Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasaydı bu zirveye katılmazdım.” yönündeki değerlendirmesini yeniden hatırlatarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğine övgüde bulundu.

    Trump, Türkiye’nin savunma sanayii ve bölgesel etkisine dikkat çekerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı güçlü bir lider olarak nitelendirdi ve Türkiye’nin uluslararası konumuna ilişkin olumlu ifadeler kullandı.

    Yunanistan basınında F-35 tartışmaları öne çıktı

    Trump’ın Türkiye’ye yönelik açıklamaları özellikle Yunanistan basınında geniş yankı buldu.

    Gazetelerde, F-35 programına ilişkin açıklamaların Doğu Akdeniz’deki dengeleri etkileyebileceğine yönelik değerlendirmelere yer verildi. Bazı yayın organları, Ankara’daki görüşmelerin ardından Türkiye ile ABD arasında savunma alanındaki iş birliğinin yeniden güçlenebileceğine ilişkin analizler yayımladı.

    Zirveye ilişkin yorumlarda Trump-Erdoğan görüşmesi, NATO kapsamındaki pazarlıklar ve Türkiye’nin artan diplomatik ağırlığı ön plana çıkarıldı.

    İsrail basını gelişmeleri yakından takip etti

    İsrail basını da Ankara Zirvesi’ni manşetlerine taşıdı.

    Yayınlarda Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki temaslar ve F-35 konusundaki açıklamalar öne çıkarılırken, Türkiye ile ABD arasındaki savunma ilişkilerinin yeniden ivme kazanmasının bölgesel güvenlik dengelerine olası etkileri değerlendirildi.

    Haberlere göre İsrail’de yapılan analizlerde, Ankara ile Washington arasındaki yakınlaşmanın Orta Doğu’daki stratejik denge açısından önem taşıdığı yönünde yorumlar yer aldı.

    Amerikan basını da zirveyi yakından izledi

    ABD basını da Ankara’daki NATO Zirvesi’ne geniş yer ayırdı.

    The Wall Street Journal, Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki görüşmeyi ve Türkiye ile savunma iş birliğine ilişkin açıklamaları ön plana çıkarırken, The Washington Post ise Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkındaki olumlu değerlendirmelerine dikkat çekti.

    Gazetelerde Türkiye’nin savunma sanayii, NATO içindeki rolü ve iki ülke ilişkilerinin geleceğine ilişkin analizler yayımlandı.

    Avrupa basınında Türkiye’nin stratejik rolü öne çıktı

    İngiliz The Telegraph gazetesi yayımladığı analizde, Türkiye’nin NATO içerisindeki stratejik konumuna, askeri kapasitesine ve diplomatik etkisine vurgu yaptı.

    Avrupa basınında yer alan değerlendirmelerde, Ankara’nın NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapmasının Türkiye’nin ittifak içerisindeki ağırlığını gösterdiği ifade edilirken, bazı yayın organları Türkiye’nin Avrupa güvenlik mimarisindeki rolünün giderek güçlendiğine yönelik analizlere yer verdi.

    Ankara’da gerçekleştirilen zirve ve Türkiye’nin savunma politikalarına ilişkin gelişmeler, uluslararası medyada geniş yankı uyandırırken, zirvede verilen mesajların önümüzdeki dönemde Türkiye-ABD ilişkileri ve NATO içindeki iş birliği açısından yakından takip edileceği değerlendiriliyor.

  • Bedelli askerlik ücreti 472 bin 653 liraya çıktı! 2026 ikinci yarı başvuruları başladı

    Bedelli askerlik ücreti 472 bin 653 liraya çıktı! 2026 ikinci yarı başvuruları başladı

    2026 yılının ikinci yarısında uygulanacak bedelli askerlik ücreti resmen belli oldu. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), memur maaş katsayısındaki güncellemenin ardından bedelli askerlik bedelinin artırıldığını duyurdu. Yeni ücretle birlikte başvurular da 7 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla alınmaya başlandı.

    Bedelli askerlik ücreti 472 bin 653 liraya yükseldi

    Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan “Mali ve Sosyal Haklar” genelgesinin ardından bedelli askerlik tutarı yeniden hesaplandı. Buna göre daha önce 416 bin 361 lira 30 kuruş olarak uygulanan bedel, memur maaşlarına yapılan yüzde 13,52’lik artış doğrultusunda güncellendi.

    Yeni hesaplamayla birlikte 2026 yılının ikinci altı ayında geçerli olacak bedelli askerlik ücreti 472 bin 653 lira 60 kuruş olarak yürürlüğe girdi.

    Başvurular 7 Temmuz’da başladı

    Yeni ücretin açıklanmasının ardından bedelli askerlik başvuruları da resmen başladı. Başvuru işlemleri 7 Temmuz 2026 tarihinden itibaren e-Devlet sistemi üzerinden veya askerlik şubeleri aracılığıyla gerçekleştirilebiliyor.

    Açıklama MSB’den geldi

    Konuya ilişkin açıklama, Ay Yıldız Müşterek Karargâhı’nda düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında yapıldı.

    MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ile Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yayımladığı genelge doğrultusunda bedelli askerlik ücretinin 472 bin 653 lira 60 kuruş olarak belirlendiğini belirterek, başvuruların 7 Temmuz itibarıyla başladığını açıkladı.

    Bedelli askerlik ücreti nasıl hesaplanıyor?

    Bedelli askerlik bedeli, memur maaş katsayısında meydana gelen değişiklik esas alınarak yılda iki kez yeniden belirleniyor. Bu nedenle ocak ve temmuz aylarında açıklanan maaş katsayıları, bedelli askerlik ücretinin de güncellenmesini sağlıyor.

    Haziran ayına ilişkin enflasyon verilerinin ardından memur maaş katsayısının kesinleşmesiyle birlikte 2026 yılının ikinci yarısında uygulanacak yeni tutar da netlik kazandı.

    Başvuru işlemleri nasıl yapılıyor?

    Bedelli askerlikten yararlanmak isteyen yükümlüler, başvurularını e-Devlet sistemi üzerinden veya askerlik şubelerine müracaat ederek gerçekleştirebiliyor.

    Başvuru sürecinde yükümlülerin öncelikle yoklama işlemlerini tamamlaması gerekiyor. Ardından bedelli askerlik başvurusu yapılarak, belirlenen süre içerisinde ücretin ilgili bankalar ya da kamu ödeme kanalları aracılığıyla yatırılması isteniyor.

    Hesaplama sistemi nisan ayında değişmişti

    2026 yılının başında bedelli askerlik ücreti 333 bin 89 lira olarak uygulanıyordu.

    Nisan ayında TBMM’de kabul edilen yasal düzenleme kapsamında hesaplamada kullanılan 240 bin gösterge rakamı 300 bine yükseltildi. Bu değişiklik, bedelli askerlik ücretinde yaklaşık yüzde 25’lik bir artışa neden olmuş ve taban tutar 416 bin 361 lira 30 kuruşa çıkarılmıştı.

    Temmuz ayında memur maaş katsayısının yeniden güncellenmesiyle birlikte bedelli askerlik ücreti bir kez daha artırılarak 472 bin 653 lira 60 kuruş seviyesine ulaştı. Böylece 2026 yılının ikinci yarısında bedelli askerlikten yararlanacak yükümlüler için uygulanacak yeni ödeme tutarı da kesinleşmiş oldu.

  • Trump’ın Erdoğan Açıklamaları Yunanistan’da Manşet Oldu

    Trump’ın Erdoğan Açıklamaları Yunanistan’da Manşet Oldu

    • Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’daki NATO Zirvesi görüşmesi Yunan basınında geniş yankı uyandırdı. Estia gazetesi F-35 programı ve CAATSA yaptırımlarıyla ilgili dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

    Ankara’da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşen kritik görüşme, uluslararası basında geniş yankı uyandırdı. Özellikle Yunanistan basını, iki liderin temaslarını ve yapılan açıklamaları manşetlerine taşıdı.

    Trump’tan F-35 ve CAATSA Mesajı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye ile savunma alanındaki ilişkiler hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

    Trump, Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılması yönünde irade ortaya koyarak, yaptırımların artık sona ermesi gerektiğini ifade etti. ABD Başkanı, Türkiye ile ilişkilerin güçlendirilmesinden yana olduğunu vurgularken, F-35 savaş uçağı programına ilişkin yöneltilen soruya ise “Neden olmasın?” yanıtını verdi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan da daha önce bu konuda ABD tarafından verilen sözleri hatırlatarak sürecin olumlu yönde ilerlemesini beklediklerini dile getirdi.

    Estia Gazetesi: “F-35’lerin Kapısını Açtı”

    Yunanistan’ın köklü gazetelerinden Estia, Erdoğan-Trump görüşmesini manşetine taşıdı.

    Gazete, Trump’ın Türkiye’nin uzun süredir gündemde tuttuğu F-35 programına dönüş ihtimaline ilişkin verdiği mesajları öne çıkararak, manşetinde “Sultana boyun eğdi ve F-35’lerin kapısını açtı” ifadelerini kullandı.

    Haberde, Trump’ın Türkiye ile ilişkileri geliştirmeye yönelik yaklaşımının Ankara açısından önemli bir diplomatik avantaj oluşturabileceği değerlendirmesine yer verildi.

    Trump’ın Erdoğan Hakkındaki Sözleri Öne Çıkarıldı

    Estia, Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında daha önce yaptığı olumlu açıklamaları da haberinde hatırlattı.

    Gazete, Trump’ın;

    • “Onu seviyorum ve o da beni seviyor.”
    • “Çok iyi ilişkilerimiz var.”
    • “Türkiye güçlü bir ülke, Erdoğan da güçlü ve zeki bir lider.”

    şeklindeki ifadelerini öne çıkararak iki lider arasındaki kişisel diyaloğun ABD-Türkiye ilişkilerine yansıyabileceğini yazdı.

    “Ankara’nın Eli Güçlenebilir” Yorumu

    Yunan gazetesi, Trump’ın Türkiye’nin F-35 programına yeniden katılımına kapıyı tamamen kapatmayan açıklamalarının Ankara’nın elini güçlendirebileceğini savundu.

    Haberde, Washington yönetiminin Türkiye ile savunma iş birliğini yeniden geliştirmesi halinde bunun Doğu Akdeniz’deki dengeler ve Yunanistan’ın güvenlik politikaları açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme olacağı yorumu yapıldı.

    Bir Diğer Manşet: “Sultan NATO”

    Yunanistan’da yayımlanan Efimerida ton Syntakton gazetesi de NATO Zirvesi’ni farklı bir başlıkla değerlendirdi.

    Gazete, zirveyi “Erdoğan’ın taleplerinin öne çıktığı bir NATO Zirvesi” şeklinde yorumlayarak manşetinde “Sultan NATO” ifadesini kullandı. Haberde, Türkiye’nin NATO içerisindeki ağırlığının arttığı yönünde değerlendirmelere yer verildi.

    F-35 Süreci Yeniden Gündemde

    Ankara’daki zirvede yapılan açıklamalar, Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil olabileceği yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Trump’ın “Neden olmasın?” sözleri uluslararası basında geniş yankı uyandırırken, sürecin ABD ile Türkiye arasındaki diplomatik temasların seyrine göre şekilleneceği değerlendiriliyor.

  • Trump’tan İran açıklaması: Ateşkes sona erdi

    Trump’tan İran açıklaması: Ateşkes sona erdi

    • ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’daki NATO Liderler Zirvesi’nde İran ile ateşkesin sona erdiğini açıkladı. Trump’ın İran, Erdoğan ve ABD-İran gerilimine ilişkin açıklamaları dünya gündemine oturdu.

    ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da devam eden NATO Liderler Zirvesi kapsamında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile düzenlediği ortak basın toplantısında İran ile yaşanan gerilime ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Trump, İran ile daha önce sağlanan ateşkesin artık geçerliliğini yitirdiğini belirterek, “Bence ateşkes sona erdi.” ifadelerini kullandı.

    Trump’tan İran’a Sert Mesaj

    Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, İran yönetimine yönelik sert eleştirilerde bulundu. İran ile yapılan anlaşmanın karşı taraftan beklenen şekilde uygulanmadığını savunan Trump, Tahran yönetiminin anlaşmaya bağlı kalmadığını öne sürdü.

    ABD Başkanı, taraflar arasında daha önce bir mutabakat sağlandığını ancak İran’ın bu süreci yok sayarcasına hareket ettiğini iddia ederek, görüşmelerin mevcut koşullarda sonuç vermeyeceğini dile getirdi.

    “Ekibimiz Görüşmeleri Sürdürebilir”

    Trump, kişisel olarak İran yönetimiyle yeni bir müzakereye sıcak bakmadığını ifade ederken, diplomatik temasların tamamen sona ermediğinin de sinyalini verdi. ABD heyetinin görüşmeleri sürdürebileceğini belirten Trump, kendisinin ise bu sürece doğrudan zaman ayırmak istemediğini söyledi.

    Erdoğan Hakkında Dikkat Çeken Sözler

    Basın toplantısında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında da konuşan Trump, Erdoğan ile ilişkilerine değinerek olumlu ifadeler kullandı. Trump, Erdoğan’a yönelik kişisel sempatisini dile getirirken, Türkiye’de gördüğü misafirperverliği de örnek gösterdi.

    NATO ve İspanya Yorumu

    Trump, açıklamalarında NATO’ya ilişkin bazı eleştirilerde de bulundu. İttifakın mevcut yapısına yönelik memnuniyetsizliğini dile getiren ABD Başkanı, İspanya hakkında da sert değerlendirmelerde bulundu.

    ABD-İran Geriliminde Askeri Hareketlilik

    Trump’ın açıklamalarının gölgesinde ABD ile İran arasındaki askeri gerilim de yeniden tırmanıyor.

    ABD ordusu, Hürmüz Boğazı çevresinde ticari gemilere yönelik saldırılara karşılık İran’a ait 80’den fazla askeri hedefin vurulduğunu açıkladı.

    İran tarafı ise buna karşılık olarak Bahreyn ve Kuveyt’te bulunan ABD’ye ait 85 askeri tesisi hedef aldığını duyurdu.

    Karşılıklı açıklamalar, bölgede tansiyonun yeniden yükseldiğine işaret ederken, uluslararası kamuoyu olası yeni gelişmeleri yakından takip ediyor.

  • Ankara’da Tarihi Zirve! NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’den Dikkat Çeken Mesajlar

    Türkiye, NATO’nun en önemli organizasyonlarından birine ev sahipliği yaparken, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte zirve öncesi Ankara’ya geldi. Savunma harcamalarından Ukrayna’ya desteğe kadar birçok kritik başlığın ele alınacağı zirve öncesinde Rutte’nin verdiği mesajlar dikkat çekti.

    Türkiye, 2004 yılında İstanbul’da düzenlenen zirvenin ardından ikinci kez NATO Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor. Ankara’da gerçekleştirilecek 36. NATO Liderler Zirvesi kapsamında 32 üye ülkenin lideri bir araya gelerek ittifakın geleceğini ilgilendiren kritik konuları masaya yatıracak.

    Mark Rutte Ankara’ya geldi

    NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Brüksel’deki NATO Karargâhı’ndan yaptığı açıklamanın ardından Ankara’ya ulaştı. Esenboğa Havalimanı’nda karşılanan Rutte’nin, zirve öncesinde liderlerle temaslarda bulunarak hazırlık sürecini koordine edeceği bildirildi.

    Yola çıkmadan önce sosyal medya hesabından paylaşım yapan Rutte, Ankara’da gerçekleştirilecek zirvenin sonuç odaklı olacağını belirterek, savunma harcamalarının artırılması, üretim kapasitesinin güçlendirilmesi ve Ukrayna’ya desteğin sürdürülmesi konularının öncelikli gündem maddeleri arasında yer alacağını ifade etti.

    Haluk Görgün: Tarihi bir zirve olacak

    Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün de NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Türkiye ziyaretine ilişkin açıklamada bulundu.

    Görgün, Savunma Sanayii Forumu’nun koordinasyonunun Başkanlık tarafından yürütüldüğünü belirterek, forum kapsamında NATO ülkeleri arasında savunma sanayii iş birliğini geliştirecek önemli görüşmeler yapılacağını söyledi.

    Zirvenin uzun vadeli stratejik ortaklıklara katkı sağlayacağını vurgulayan Görgün, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı organizasyonun tarihi nitelikte olduğunu ifade etti.

    Rutte: Daha güçlü Avrupa, daha güçlü NATO demek

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde açıklamalarda bulunan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, ittifakın caydırıcılık kapasitesinin artırılması gerektiğini söyledi.

    Savunma harcamalarında Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın yüzde 5’i seviyesine ulaşılmasına yönelik planların değerlendirileceğini belirten Rutte, ülkelerin katkısıyla NATO’nun daha fazla kaynağa ve daha güçlü savunma altyapısına kavuşacağını dile getirdi.

    Avrupa’nın savunma alanında daha fazla sorumluluk üstlenmesinin NATO’yu güçlendireceğini ifade eden Rutte, savunma bütçelerinin mühimmat, füze ve askeri kabiliyetlerin geliştirilmesine yönlendirileceğini söyledi.

    Ukrayna’daki savaşın ittifak açısından önemini de vurgulayan Rutte, Ukrayna’nın güvenliğinin NATO ülkelerinin güvenliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek desteğin süreceğini kaydetti.

    Türkiye’nin savunma sanayisine övgü

    Mark Rutte, zirve öncesinde yaptığı değerlendirmelerde Türkiye’nin NATO içerisindeki rolüne de dikkat çekti.

    Türkiye’yi, NATO’nun en güçlü ordularından birine sahip, eğitimli ve donanımlı bir müttefik olarak nitelendiren Rutte, yaklaşık 3 bin şirketten oluşan Türk savunma sanayii ekosisteminin son yıllarda gösterdiği gelişimin ittifak açısından önemli bir değer oluşturduğunu ifade etti.

    Zirvede hangi konular görüşülecek?

    Ankara’daki NATO Liderler Zirvesi’nin ana gündeminde, savunma harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın yüzde 5’ine çıkarılması hedefinin uygulanması yer alıyor.

    Bunun yanı sıra savunma sanayii üretiminin artırılması, yeni savunma anlaşmalarının hayata geçirilmesi, Ukrayna’ya verilecek desteğin devamı ve Avrupa’nın kolektif savunma kapasitesini güçlendirmeye yönelik “NATO 3.0” vizyonu da liderlerin değerlendireceği başlıca konular arasında bulunuyor.

  • Hiç Kimse MHP’nin Üzerinde Değildir!

    Hiç Kimse MHP’nin Üzerinde Değildir!

    Aziz Dağtekin Yazdı


    Siyasetin en büyük yanılgısı, bir gün aynaya bakıp kendini davadan büyük görmeye başlamaktır.

    İşte çöküş de tam orada başlar.

    Çünkü dava; şahıslarla değil, inançla yürür.

    Makamlar gelir geçer…

    Unvanlar değişir…

    Kartvizitler çöpe gider…

    Ama milletin gönlünde yer etmiş davalar, kendisini o davanın sahibi zannedenleri değil, o davaya sadakat gösterenleri yaşatır.

    Milliyetçi Hareket Partisi, birilerinin siyasi kariyer planı yaptığı bir yapı değildir.

    Burası; makam devşirme merkezi hiç değildir.

    Burası; kişisel hesapların, hiziplerin, küçük iktidar savaşlarının sahnesi de değildir.

    Bu hareket, yarım asrı aşan bir fikrin, bir mücadelenin ve büyük bir fedakarlığın adıdır.

    Ne yazık ki her dönemde davayı omuzlamak yerine, davanın omzuna basarak yükselmeye çalışanlar çıkmıştır.

    Kimi bulunduğu makamı dava için kullanmıştır…

    Kimi ise davayı kendi makamı için kullanmaya kalkmıştır.

    İşte ikisi arasındaki fark, karakter farkıdır.

    Bugün teşkilatlarda birlik mesajları verip, kapılar kapandığında ayrı hesaplar yapanlar…

    Kürsülerde kardeşlikten söz edip, koridorlarda gruplaşma oluşturanlar…

    “Birlik” diyerek konuşup, “ekipleşme” üzerinden teşkilatlara yön vermeye çalışanlar…

    Bilmelidir ki;

    Samimiyetin olmadığı yerde sadakat olmaz.

    Sadakatin olmadığı yerde de dava şuuru yaşayamaz.

    Milliyetçi Hareket Partisi‘nde hiçbir makam, davanın önüne geçemez.

    Hiç kimse bulunduğu görevi, kendisini teşkilatın gerçek sahibi zannedeceği bir koltuğa dönüştüremez.

    Çünkü koltuklar emanet…

    Dava ise bakidir.

    Unutulmamalıdır ki;

    Teşkilatların içerisinde fitne üretmek, insanları kamplara ayırmak, “bizim ekip“, “onların ekibi” anlayışını yerleştirmek; ülkücü ahlakla bağdaşmaz.

    Ülkücülük; ayrıştırmak değil, birleştirmektir.

    Şahsiyet üretmektir.

    Adam kayırmak değil, dava adamı yetiştirmektir.

    Kim hangi makamda olursa olsun…

    Kim kendisini ne kadar güçlü sanırsa sansın…

    Bu hareketin sahibi hiçbir kişi değildir.

    Bu hareketin gerçek sahibi, Türk milletidir.

    Lideri ise Sayın Devlet Bahçeli‘dir.

    Bunun dışında hiç kimsenin kendisini teşkilatlarımızın iradesinin üzerinde görmeye hakkı da yoktur, haddi de değildir.

    MHP, şahısların gölgesinde büyümedi.

    Lider-teşkilat-doktrin çizgisinde büyüdü.

    Onun için bugün de yarın da esas olan isimler değil, ilkeler olacaktır.

    Makamlar geçicidir…

    İmtiyazlar geçicidir…

    Yakınlıklar geçicidir…

    Kalıcı olan tek şey; davaya sadakattir.

    Gerçek ülkücü, bulunduğu makamın büyüklüğüyle değil; davaya gösterdiği vefayla ölçülür.

    Çünkü bu kutlu hareket, kariyer basamağı değildir.

    Bu hareket; milletin bekasını, devletin istikbalini ve Türk milliyetçiliğinin onurlu yürüyüşünü omuzlayan büyük bir iradenin adıdır.

    Ve o iradenin üzerinde hiç kimse yoktur.

  • Jandarmadan 16 İlde Dev Operasyon: 228 Şüpheli Gözaltında

    Jandarmadan 16 İlde Dev Operasyon: 228 Şüpheli Gözaltında

    İçişleri Bakanlığı, Türkiye genelinde organize suç örgütlerine yönelik yürütülen kapsamlı operasyonlarda önemli bir başarıya daha imza atıldığını açıkladı. Jandarma ekiplerinin 16 ilde eş zamanlı gerçekleştirdiği operasyonlarda, hesaplarında toplam 10 milyar 166 milyon TL’lik para hareketliliği tespit edilen 228 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

     

    Bakanlık tarafından yapılan açıklamaya göre operasyonlar; vatandaşların huzur ve güvenliğini tehdit eden organize suç yapılanmalarına yönelik sürdürülen kararlı mücadelenin bir parçası olarak gerçekleştirildi.

    16 İlde Eş Zamanlı Operasyon

    Soruşturmalar kapsamında Tekirdağ, Kırklareli, Iğdır ve Aydın’da faaliyet gösteren şüphelilerin, sosyal medya platformlarında “yatırım danışmanlığı” adı altında verdikleri ilanlarla çok sayıda vatandaşı dolandırdıkları belirlendi.

    Antalya, Gaziantep, Şırnak ve Afyonkarahisar’da ise organize şekilde uyuşturucu ticareti yürüttüğü tespit edilen suç örgütlerine yönelik operasyonlar düzenlendi.

    Ordu’da yasa dışı bahis siteleri üzerinden bahis oynatıldığı ve para transferlerinin organize edildiği ortaya çıkarılırken, Kilis’te baskı, darp ve tehdit yoluyla işletmelerden haksız kazanç sağlamaya çalışan şüpheliler de operasyon kapsamında yakalandı.

    Zimmet ve Tefecilik Suçları da Mercek Altında

    Operasyonlarda Malatya’da kamu kurumlarını zarara uğratan zimmet suçlarına yönelik soruşturmalar kapsamında şüpheliler gözaltına alınırken, Ankara, Diyarbakır, Edirne, Kocaeli ve Manisa’da ise tefecilik yaptığı belirlenen kişi ve gruplara yönelik operasyonlar gerçekleştirildi.

    Hesaplarda 10 Milyar TL’yi Aşan Para Trafiği

    İçişleri Bakanlığı’nın paylaştığı bilgilere göre, operasyon kapsamında yakalanan 228 şüphelinin hesaplarında toplam 10 milyar 166 milyon TL tutarında para hareketliliği tespit edildi. Mali suçlara ilişkin incelemelerin ilgili kurumların koordinasyonunda sürdüğü bildirildi.

    İçişleri Bakanlığı: Mücadelemiz Tavizsiz Sürecek

    Bakanlık açıklamasında, organize suç örgütleriyle mücadelenin kararlılıkla devam edeceği vurgulanarak şu değerlendirmeye yer verildi:

    “Şehirlerimizin huzurunu bozan hiçbir suç örgütüne ve suçluya göz açtırmayacağız. Organize suç yapılanmalarına yönelik mücadelemizi tavizsiz şekilde sürdürüyoruz.”

    Ayrıca operasyonlarda görev alan Jandarma ekipleri, Cumhuriyet Başsavcılıkları, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve ilgili birimlere teşekkür edildi.

  • Ankara’da tarihi NATO Zirvesi! NATO 3.0 dönemi için kritik kararlar alınacak

    Ankara’da tarihi NATO Zirvesi! NATO 3.0 dönemi için kritik kararlar alınacak

    Ankara, 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde ittifakın geleceğini belirleyecek kritik kararlara ev sahipliği yapacak. Zirvenin en önemli gündem maddesini ise “NATO 3.0” olarak adlandırılan yeni güvenlik vizyonu oluşturacak. Avrupa’nın savunmada daha fazla sorumluluk üstlenmesini hedefleyen yeni konseptte Türkiye’nin güçlü savunma sanayii ve askeri kapasitesi dikkat çeken unsurlar arasında gösteriliyor.

    32 lider Ankara’da buluşacak

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek zirvede, ABD Başkanı Donald Trump’ın da aralarında bulunduğu NATO üyesi 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanları bir araya gelecek.

    Zirvenin resmi programı, 7 Temmuz sabahı ATO Congresium’da düzenlenecek NATO Savunma Sanayii Forumu (NSDIF 2026) ile başlayacak. NATO tarihinde ilk kez resmi zirve programına dahil edilen forum, müttefik ülkelerin karar vericileri ile savunma sanayii sektörünün önde gelen temsilcilerini aynı platformda buluşturacak.

    NATO 3.0 ile yeni güvenlik dönemi

    Ankara Zirvesi’nin en kritik başlığı, NATO’nun gelecekteki güvenlik mimarisini şekillendirecek “NATO 3.0” konsepti olacak.

    Yeni vizyon, Avrupa’nın ittifak içerisindeki savunma sorumluluğunu artırmasını, savunma sanayii üretim kapasitesinin güçlendirilmesini ve ortak savunma projelerinin genişletilmesini öngörüyor. Böylece NATO’nun değişen küresel güvenlik ortamına daha hızlı ve güçlü şekilde uyum sağlaması hedefleniyor.

    Türkiye yeni konseptin öne çıkan ülkeleri arasında

    Uzman değerlendirmelerine göre NATO 3.0 yaklaşımı, ABD’nin stratejik önceliklerini giderek Asya-Pasifik bölgesine kaydırmasıyla birlikte Avrupa’nın güvenlik alanında daha fazla sorumluluk üstlenmesi ihtiyacından doğdu.

    Bu süreçte Türkiye, güçlü ordusu, gelişmiş savunma sanayii altyapısı ve kendi güvenlik ihtiyaçlarını büyük ölçüde yerli imkânlarla karşılayabilen yapısıyla yeni konseptin en dikkat çeken müttefiklerinden biri olarak öne çıkıyor.

    Mark Rutte: Türkiye savunma üretiminde kritik öneme sahip

    NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de Ankara Zirvesi öncesinde yaptığı değerlendirmelerde Türkiye’nin savunma sanayiindeki kapasitesine dikkat çekti.

    Rutte, “Daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa anlamına gelen NATO 3.0’ı inşa etmek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bunun için savunma sanayii üretimini önemli ölçüde artırmamız gerekiyor. Yaklaşık 3 bin savunma sanayii şirketine sahip Türkiye bu hedef açısından önemli bir ülke konumunda bulunuyor.” ifadelerini kullandı.

    Avrupa’nın sorumluluğu artacak

    Rutte, NATO 3.0 vizyonunun ABD’nin ittifaktaki rolünü azaltmayı değil, yük paylaşımını daha dengeli hale getirmeyi amaçladığını belirtti.

    Yeni dönemde ABD’nin konvansiyonel askeri gücü ve nükleer caydırıcılığıyla Avrupa’daki varlığını sürdüreceğini ifade eden Rutte, buna karşılık Avrupa ülkelerinin savunma alanında daha fazla sorumluluk üstleneceği yeni bir NATO yapısının oluşturulmasının hedeflendiğini söyledi.

    Ankara’da yapılacak zirvede alınacak kararların, NATO’nun önümüzdeki yıllardaki güvenlik politikalarına yön vermesi ve ittifakın yeni dönemde izleyeceği stratejinin temelini oluşturması bekleniyor.

  • NATO Zirvesi’nde Türkiye rüzgarı! Yerli savunma sistemleri dünyaya tanıtılacak

    NATO Zirvesi’nde Türkiye rüzgarı! Yerli savunma sistemleri dünyaya tanıtılacak

    Ankara, 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek NATO Zirvesi’nde yalnızca diplomatik temaslara değil, Türk savunma sanayiinin ulaştığı teknolojik seviyeye de ev sahipliği yapacak. Zirvenin en dikkat çeken başlıklarından biri olan NATO Savunma Sanayii Forumu kapsamında Türkiye’nin geliştirdiği yerli ve milli savunma sistemleri uluslararası heyetlerin beğenisine sunulacak. Ayrıca milli hava platformları gerçekleştirecekleri gösteri uçuşlarıyla teknoloji kabiliyetlerini sergileyecek.

    Savunma sanayii zirvenin ana gündem maddeleri arasında

    NATO üyesi ülkelerin savunma üretim kapasitelerinin artırılması, Ankara Zirvesi’nin en önemli gündem başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Türkiye ise son yıllarda geliştirdiği yerli projeler ve güçlü üretim altyapısıyla zirvede dikkat çeken ülkeler arasında yer alacak.

    Trump: Türkiye’nin savunma sanayii devasa bir güce ulaştı

    ABD Başkanı Donald Trump, NATO Zirvesi öncesinde yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a duyduğu saygıyı dile getiren Trump, Türkiye’nin NATO içinde güçlü bir savunma üretim altyapısına sahip olduğunu belirterek, ülkede faaliyet gösteren yaklaşık 3 bin savunma şirketinin ittifak açısından önemli bir kapasite oluşturduğunu ifade etti.

    NATO Genel Sekreteri Rutte’den dikkat çeken Türkiye vurgusu

    NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de Brüksel’de yaptığı açıklamada savunma üretiminin artırılmasının ittifakın öncelikli hedeflerinden biri olduğunu söyledi. Türkiye’nin yaklaşık 3 bin savunma sanayii şirketiyle bu alanda kritik rol üstlendiğini belirten Rutte, Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Savunma Sanayii Forumu’nun ağırlıklı olarak savunma üretimi ve sanayi iş birliklerine odaklanacağını ifade etti.

    Daha önce Türkiye ziyaretinde de değerlendirmelerde bulunan Rutte, 7 Temmuz’da düzenlenecek organizasyonu “NATO tarihinin en kapsamlı sanayi etkinliği” olarak nitelendirmişti.

    TUSAŞ’ta kritik buluşma

    NATO Savunma Sanayii Forumu kapsamında 7 Temmuz akşamı Ankara Kahramankazan’daki Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tesislerinde üst düzey katılımlı bir resepsiyon gerçekleştirilecek.

    Resepsiyonda NATO ve müttefik ülkelerin askeri ve sivil temsilcileri ile dünyanın önde gelen savunma sanayii şirketlerinin yöneticileri bir araya gelecek.

    Yerli savunma teknolojileri dünyaya tanıtılacak

    Forum kapsamında Türkiye’nin geliştirdiği kara, hava ve insansız platformlardan oluşan çok sayıda yerli savunma sistemi sergilenecek. Milli hava platformlarının gösteri uçuşları da etkinliğin en dikkat çekici bölümleri arasında yer alacak.

    Katılımcılar, Türk savunma sanayiinin son yıllarda geliştirdiği ileri teknoloji ürünlerini yakından inceleme fırsatı bulacak. Sergilenecek platformlar arasında ALTAY ana muharebe tankı, KİRPİ, COBRA II, EJDER YALÇIN, ZAHA, KAPLAN MT, PARS 6×6, SAMUR, HÜRKUŞ, ATAK, KIZILELMA, Bayraktar TB2, Bayraktar TB3, AKINCI TİHA, AKSUNGUR, GÖKBEY, KAAN, HÜRJET, ANKA III, Bayraktar DİHA ve Mikro Uydu Fırlatma Sistemi (MUFS) gibi Türkiye’nin öne çıkan yerli projeleri bulunuyor.

    Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi, diplomatik temasların yanı sıra Türkiye’nin savunma sanayiindeki üretim gücünü ve teknolojik kabiliyetlerini uluslararası kamuoyuna tanıtması açısından da kritik bir vitrin niteliği taşıyacak.

  • Yüzde 13,52’lik Zam Sonrası Hangi Ödeme Ne Kadar Oldu?

    Yüzde 13,52’lik Zam Sonrası Hangi Ödeme Ne Kadar Oldu?

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) haziran ayına ilişkin enflasyon verilerini açıklamasının ardından memur ve memur emeklilerine yapılacak maaş zammı netleşti. Yüzde 13,52 olarak belirlenen zam oranı yalnızca maaşları değil, memur maaş katsayısına bağlı olarak hesaplanan çok sayıda ödeme ve sosyal destek kalemini de doğrudan etkiledi.

    Temmuz ayıyla birlikte değişen memur maaş katsayısı nedeniyle kıdem tazminatı tavanından sosyal yardım ödemelerine, aile yardımlarından bedelli askerlik ücretine kadar birçok kalemde yeni tutarlar uygulanacak.

    MEMUR ZAMMI PEK ÇOK ÖDEMEYİ ETKİLEDİ

    Memur maaş katsayısındaki artışla birlikte 65 yaş aylığı, engelli aylıkları, evde bakım yardımı, Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) ödemeleri, dul ve yetim aylıkları gibi sosyal yardım kalemlerinde de artış gerçekleşecek.

    KIDEM TAZMİNATI TAVANI YÜKSELDİ

    Halen 63 bin 948,74 lira olarak uygulanan kıdem tazminatı tavanı, memur maaş katsayısındaki güncellemenin ardından 72 bin 594,6 liraya yükselecek.

    65 YAŞ AYLIĞI ARTIYOR

    Yaşlılık aylığı kapsamında ödenen 65 yaş aylığı, mevcut 6 bin 393 liradan temmuz itibarıyla 7 bin 257 liraya çıkacak.

    ENGELLİ AYLIKLARINDA YENİ TUTARLAR

    Yüzde 40 ila 69 oranında engelli raporu bulunan vatandaşlara ödenen aylık 5 bin 103 liradan 5 bin 792 liraya yükselecek.

    Yüzde 70 ve üzeri engelli bireylere yapılan ödeme ise 7 bin 655 liradan 8 bin 689 liraya çıkarılacak.

    Tüberküloz ve SSPE hastalarına yönelik destek ödemesi de 13 bin 878 liradan 15 bin 754 liraya yükselecek.

    SED ÖDEMELERİ GÜNCELLENDİ

    Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) kapsamında çocuklar için yapılan ödemelerde de artış uygulanacak.

    • Okul öncesi çocuk için ödeme 6 bin 592 liradan 7 bin 483 liraya çıkacak.
    • İlköğretim öğrencileri için ödeme 9 bin 889 liradan 11 bin 225 liraya yükselecek.
    • Ortaöğretim öğrencileri için ödeme 10 bin 548 liradan 11 bin 974 liraya çıkacak.
    • Yükseköğrenim gören öğrenciler için ödeme ise 11 bin 867 liradan 13 bin 471 liraya ulaşacak.

    EVDE BAKIM YARDIMI DA ARTTI

    Evde bakım yardımı kapsamında yapılan ödeme, 13 bin 877 liradan 15 bin 753 liraya yükseltilecek.

    BEDELLİ ASKERLİK ÜCRETİ DE YÜKSELİYOR

    Memur maaş katsayısındaki değişiklik bedelli askerlik ücretine de yansıyacak. Buna göre bedelli askerlik ücreti 416 bin 361 liradan 472 bin 653 liraya çıkacak.

    MEMURLARIN AİLE YARDIMLARI YENİDEN BELİRLENDİ

    Temmuz ayından itibaren memurlara ödenen aile yardımları da zamlı olarak hesaplanacak.

    Çalışmayan eş için ödenen aile yardımı 3 bin 154 liradan 3 bin 580 liraya yükselecek.

    0-6 yaş grubundaki çocuklar için ödenen yardım 693 liradan 786 liraya, 6 yaş üzerindeki çocuklar için ödenen yardım ise 346 liradan 392 liraya çıkacak.

    Eşi çalışmayan ve 0-6 yaş grubunda iki çocuğu bulunan memurun toplam aile yardımı ise 4 bin 542 liradan 5 bin 156 liraya yükselecek.