Aziz DAĞTEKİN Yazdı
Son günlerde bazı çevrelerden yükselen sözler dikkat çekici olduğu kadar ibret vericidir. Tel Aviv merkezli medya yorumları, bazı eski siyasetçilerin açıklamaları ve Batılı kimi analistlerin imalı tehditleri aynı noktada buluşuyor: Türkiye’yi hedef göstermek.
Kimi “Türkiye yeni İran mı olacak?” diye soruyor.
Kimi “İran’dan sonra sıra Türkiye’de” diyerek aklınca bir korku iklimi üretmeye çalışıyor.
Bu sözleri söyleyenlerin iki ihtimali vardır.
Ya tarihi hiç okumamışlardır.
Ya da okuduklarını anlamamışlardır.
Çünkü tarih, Türk milletine tehdit savurarak sonuç alabilmiş bir gücün henüz doğmadığını açıkça yazar.
Bu millet; yüzyıllar boyunca kuşatmalar görmüş, ittifakların hedefi olmuş, nice imparatorlukların baskısıyla sınanmıştır. Ama her seferinde aynı gerçeği dünyaya göstermiştir:
Türk milleti diz çöken değil, ayağa kalkan bir millettir.
Bazıları Türkiye’yi bir devlet olarak okur.
Oysa Türkiye yalnızca bir devlet değildir.
Türkiye, binlerce yıllık bir millet hafızasının bugünkü adıdır.
Türkiye, bir medeniyet yürüyüşünün bugünkü karargâhıdır.
Bu yüzden Türk milletine yönelen her tehdit yalnızca bir ülkeye değil, bir tarihe yönelmiş olur.
Fakat tehdit edenlerin unuttuğu bir şey vardır.
Türk milletinin mayasında korku yoktur.
Türk’ün karakterinde teslimiyet yoktur.
Türk’ün tarih sahnesindeki yürüyüşü incelendiğinde çok net bir gerçek görülür: Bu millet savaş arayan bir millet olmamıştır. Ancak üzerine yürüyen hiçbir güce de boyun eğmemiştir.
Orta Asya bozkırlarından Anadolu’ya, Anadolu’dan üç kıtaya uzanan yürüyüş bunun en açık ispatıdır.
Türk için savaş; yağma için değil, vatan içindir.
Kudret için değil, adalet içindir.
Ama herkes bilmelidir ki Türk milleti tehdit karşısında geri adım atan bir millet de değildir.
Baskı arttığında dağılmaz.
Tehdit büyüdüğünde korkmaz.
Aksine kenetlenir.
Çünkü bu milletin hafızasında Malazgirt vardır.
Çünkü bu milletin damarlarında Çanakkale vardır.
Çünkü bu milletin iradesinde Sakarya vardır.
Ve bu milletin dilinde asırlardır değişmeyen bir söz vardır:
Ölürsek şehit, kalırsak gazi.
Bu söz bir slogan değildir.
Bu söz Türk milletinin karakteridir.
Bugün Türkiye’ye parmak sallayanların anlamadığı gerçek de tam olarak budur.
Türk milleti korkuyla yön değiştiren bir millet değildir.
Türk milleti baskıyla eğilen bir millet değildir.
Türk milleti tehditle yolundan dönen bir millet hiç değildir.
Bu millet tarih boyunca nice tehdit gördü.
Ama tehdit edenlerin çoğu bugün tarih kitaplarının dipnotlarında bile yer bulamazken, Türk milleti hâlâ ayaktadır.
Çünkü Türk milletinin yürüyüşü sıradan bir yürüyüş değildir.
Bu yürüyüş bir Kızılelma yürüyüşüdür.
Kızılelma; yalnızca bir hedef değil, Türk’ün cihanşümul idealidir.
Adaletin, nizamın ve insan onurunun yeryüzünde hâkim olması fikridir.
Türk milleti gittiği yere yalnızca gücünü değil; düzeni, hukuku ve vicdanı da götürmüştür.
İşte bu yüzden Türk’ün davası dar bir sınır kavgası değildir.
Bu dava bir medeniyet davasıdır.
Bugün Türkiye’ye karşı provokatif söylemler üretenler, tehdit diliyle konuşanlar ve Türk milletini korkutabileceğini zannedenler şunu çok iyi bilmelidir:
Türk milleti barış ister.
Ama hürriyetinden asla vazgeçmez.
Türk milleti sükûnet sahibidir.
Ama gerektiğinde fırtınaya dönüşmesini de bilir.
Korkaklar her gün ölür.
Ama büyük milletler yalnızca bir kez ölür ve o ölüm bile destana dönüşür.
Türk milleti korkakların değil, kahramanların milletidir.
Bu yüzden kimse yanlış hesap yapmamalıdır.
Bu vatan sahipsiz değildir.
Bu millet yalnız değildir.
Ve Türk milletinin bileği, tarih boyunca olduğu gibi bugün de bükülmez.
Bunu anlamayanlar için tarih hâlâ en büyük öğretmendir.
Ekonet Haber Taraftar Değil Haberciyiz