Aziz DAĞTEKİN İle PAZAR Sohbeti!
Dünya bugün bize bir masal anlatıyor. Adı “istikrar”, sahnesi Orta Doğu, figüranları ise bölge halkları… Oysa perde arkasında dönen oyun son derece tanıdık. Tarih bize defalarca gösterdi ki; savaşlar, krizler ve kaoslar bir gecede doğmaz. Planlanır, kurgulanır ve ihtiyaç duyulduğunda sahaya sürülür.
Çünkü her imparatorluk, gücü zayıfladığında aynı refleksi gösterir. ABD ve İsrail’in bugün sergilediği tablo tam da budur. Küresel ekonomik düzen ciddi bir sarsıntı içindedir. Paranın itibarı aşınmış, güven mekanizması çökmüş, borçla ayakta duran sistem alarm vermeye başlamıştır. Uzun yıllar dünyayı finansal baskıyla yöneten ABD, artık aynı araçlarla sonuç almakta zorlanmaktadır. İşte bu noktada algı, manipülasyon ve kontrollü krizler devreye sokulur.
Altın, gümüş, enerji kaynakları ve yer altı zenginlikleri… Hepsi aynı satranç tahtasının taşlarıdır. Ekonomik gücü zayıflayan ABD, askeri gücünü sahneye sürerek hâlâ güçlü olduğu izlenimini vermeye çalışmaktadır. Ancak binlerce kilometre öteden bir coğrafyaya “güvenlik” adına yerleşmek, gücün değil tükenmişliğin göstergesidir. Silah konuşuyorsa, masada para eksiktir. Savaş, ekonomik iflasın başka bir dilidir.
İsrail ise bu denklemde bölgesel bir ileri karakol gibidir. ABD ile çıkar ortaklığı açıktır. Biri küresel hegemonya hesabı yapar, diğeri bölgesel üstünlük ve yayılma stratejisini derinleştirir. İdeolojik kılıflar değişebilir; ancak hedef aynıdır: Orta Doğu’nun enerji hatları, yer altı zenginlikleri ve zayıflatılmış devlet yapıları.
Bugün İran üzerinden yürütülen söylemler tesadüf değildir. Döviz baskısı, ekonomik boğma politikaları, rejim çözülüyor manşetleri ve iç karışıklık algıları modern çağın psikolojik savaş yöntemleridir. Önce ekonomiyi vurur, sonra toplumu yorar, ardından bakın, kendileri çöktü diyerek müdahaleyi meşrulaştırırlar.
Ama bu oyun artık gizli değil. Kaosu kim üretiyor, kim yönetiyor, kim kâr ediyor sorusunu sormayanlar sadece gürültüyü duyar. Oysa Orta Doğu’da akan kanın, bitmeyen savaşların ve yıkılan şehirlerin arkasında hangi başkentlerin olduğu herkesin malumudur.
Millî duruş tam da burada başlar. Gerçeği adıyla anmakta.
ABD’nin her askeri hamlesi ekonomik bir alarmdır. İsrail’in her saldırgan politikası bölgeyi ateşe atan yeni bir gerilim hattıdır.
Ve tarih bize şunu da söyler: Algıyla ayakta duran düzenler kalıcı olmaz.
Krizle beslenen sistemler, eninde sonunda krizin altında kalır.
Hiçbir güç, başkalarının kaynaklarıyla sonsuza kadar hüküm süremez.
Türkiye ve bu coğrafyanın halkları için mesele nettir: Kendi aklına, kendi gücüne ve kendi birliğine sahip çıkmak.
Başkasının yazdığı senaryoda figüran olmayı reddetmek.
Bu günkü Pazar sohbetimizin özü şudur: Manşete değil menfaate bakın.
Kimin bağırdığına değil, kimin kazandığına odaklanın.
Kim savaşıyor değil, kim zenginleşiyor diye sorun.
Cevabı bulan, gerçeği de görür.
Ekonet Haber Taraftar Değil, Haberciyiz