Güvenlik kaynakları, Suriye’nin kuzeyinde son dönemde yaşanan askeri ve diplomatik gelişmelerin terör örgütü SDG açısından kritik bir kırılma noktası oluşturduğunu belirterek, DEAŞ’la mücadelede uluslararası alanda resmi muhatabın artık Şam yönetimi olarak görüldüğünü ifade etti.
Kaynaklar, ABD’nin ve özellikle Başkan Donald Trump’ın yaklaşımında yaşanan değişimle birlikte SDG’ye yönelik desteğin sona erme aşamasına geldiğini, örgütün sahadaki ve diplomatik alandaki manevra kabiliyetini büyük ölçüde kaybettiğini vurguladı.
“SDG DÖNEMİ KAPANIYOR”
Güvenlik değerlendirmelerine göre, SDG kontrolündeki alanların yaklaşık üçte ikisi elden çıktı. Bu durum, PKK’nın Suriye uzantısının hem askeri hem de siyasi açıdan korumasız kalmasına yol açtı. Kaynaklar, “SDG parantezinin fiilen kapandığını” ifade etti.
SAHADA DENGELER DEĞİŞTİ
Son gelişmelere ilişkin bilgi veren güvenlik kaynakları, SDG’nin El-Hol Kampı’ndan çekildiğini, Haseke’yi Irak’ın Musul kentine bağlayan ve stratejik öneme sahip Yarubiye Sınır Kapısı’nın Suriye ordusunun kontrolüne geçtiğini aktardı. Bu gelişmenin, SDG ile Irak’taki Kandil yapılanması arasındaki lojistik ve stratejik bağlantıyı kopardığı belirtildi.
Ayrıca operasyonlar sonucunda Ayn el Arap ile Haseke arasındaki bağlantının kesildiği, örgütün yeni bir “Ayn el Arap senaryosu” oluşturma çabasının karşılık bulmadığı ifade edildi. Süleyman Şah Türbesi çevresi ile Karakozak Köprüsü’nün de güvenli hale getirildiği kaydedildi.
ATEŞKES VE ENTEGRASYON ADIMLARI
18 Ocak itibarıyla Suriye yönetimi ile SDG arasında dört günlük bir ateşkes sağlandığı bilgisini paylaşan kaynaklar, bu süreçte Suriye ordusunun Kürt köylerine girmeyeceğini ve söz konusu bölgelerde silahlı unsur bulundurulmayacağını belirtti.
Anlaşma kapsamında SDG’nin, Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı ve Haseke Valiliği için isim önerebileceği, örgüt unsurlarının ise Suriye savunma yapısına tam entegrasyonunun hedeflendiği ifade edildi. Kürtlerin haklarının anayasal güvence altına alınmasının da planlanan adımlar arasında olduğu aktarıldı.
ABD’NİN TUTUMU DEĞİŞTİ
ABD’nin SDG’ye yönelik yaklaşımındaki değişimin arka planına değinen güvenlik kaynakları, 4 Ocak’ta Mazlum Abdi Şahin, Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani ve ABD’li yetkililerin katıldığı toplantıya dikkat çekti.
Bu süreçte SDG’nin çözüm adımlarını yaklaşık 10 ay boyunca oyaladığı, Mazlum Abdi’nin tüm kritik kararları Kandil’e danıştığının netleştiği ve bu durumun ABD nezdinde “SDG ile PKK arasında fark olmadığı” kanaatini güçlendirdiği ifade edildi.
DEAŞ ÜZERİNDEN BASKI GİRİŞİMİ TERS TEPTİ
SDG’nin “Biz olmazsak DEAŞ geri döner” söylemiyle yürüttüğü baskı politikasının karşılık bulmadığı belirtilirken, örgütün cezaevlerindeki yaklaşık 200 DEAŞ mensubunu serbest bırakmasının ABD’de ciddi rahatsızlık yarattığı kaydedildi.
Kaynaklar, Trump ile Ahmed Şara arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde Trump’ın, “Bizim için öncelik DEAŞ hapishanelerinin kontrolü, SDG önemli değil” mesajı verdiğini aktardı. Bu kapsamda Sına Hapishanesi’nin yönetiminin ABD’ye geçtiği, El-Hol Kampı’nın kontrolünün ise Suriye yönetimine devredildiği bildirildi.
AŞİRET AYAKLANMASI VE ÇÖZÜLME
SDG’nin yaklaşık 63 bin kişilik gücünün 40 bininin Arap unsurlardan oluştuğunu belirten güvenlik kaynakları, Arap aşiretlerinin örgütün baskıcı uygulamalarına karşı başlattığı taban hareketinin çözülmeyi hızlandırdığını ifade etti.
Petrol sahaları ve mali kaynakların kaybedilmesiyle birlikte Kandil’in Suriye’yi “yedek alan” olarak kullanma imkanının büyük ölçüde ortadan kalktığı belirtildi.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” HEDEFİ GÜÇLENİYOR
Güvenlik kaynakları, Türkiye’de yürütülen “Terörsüz Türkiye” sürecinin Suriye’deki gelişmelerden olumlu yönde etkileneceğini değerlendirdi. Abdullah Öcalan’ın SDG’ye “makul şartlarda entegrasyon” çağrısı yaptığı, ancak Kandil’in bu süreci sabote etmeye çalıştığı bilgisi paylaşıldı.
Kaynaklar, DEAŞ’la mücadelede sahadaki resmi muhatabın artık Şam yönetimi olarak öne çıktığını, SDG’nin meşruiyet zeminini kaybettiğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Saha beklentilerimizin de ötesinde ilerliyor. SDG süreci sona yaklaşıyor. Makul bir entegrasyon sağlanırsa sorun çözülür; aksi halde askeri adımlar devam eder. Bu gelişmeler, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefimizi daha da güçlendirecektir.”
Ekonet Haber Taraftar Değil, Haberciyiz