Aziz DAĞTEKİN Yazdı
Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki: “Göreve geldiğimizde en düşük emekli aylığı 40 dolardı, bugün 480 dolar.” Doğrudur Sayın Cumhurbaşkanı. Ama doğrular, eksik anlatıldığında hakikate dönüşmez.
Evet, 2002’de en düşük emekli maaşı yaklaşık 40 dolardı.
Peki o gün 1 dolar kaç liraydı?
1 dolar = 1 lira 48 kuruştu.
Bugün?
1 dolar = 43 lira 29 kuruş.
O hâlde soralım: 2002’de 40 dolarla alınabilenleri, bugün 480 dolarla gerçekten alabiliyor muyuz?
40 DOLARIN HİKAYESİ
2002 yılında:
- Bir simit 20 kuruştu, bugün 25 TL
- Akaryakıt litre fiyatı 1–1,5 TL civarındaydı, bugün 60 TL’ye dayandı
- Kira fiyatları birkaç yüz lira iken bugün 15–20 bin TL konuşuluyor
- Pazarda filesi dolan emekli vardı, bugün etiket okuyan emekli var
Yani mesele dolar hesabı değil, alım gücü meselesidir.
Eğer gerçekten dolar üzerinden konuşacaksak, dürüst olalım.
2002’de dolar 1,48 TL iken, bugün 43,29 TL ise; aynı satın alma gücünün korunabilmesi için en düşük emekli maaşının en az 1.200 dolar olması gerekir.
O zaman şu ortaya çıkıyor: Kimse kimseye bağış yapmıyor. Aksine emeklinin maaşı yıllar içinde budanıyor, kırpılıyor, eritiliyor.
EMEKLİ ve VEKİL ARASINDAKİ UÇURUM
Bir başka soruyu da sormak zorundayız: Emekli 40 dolar alırken, milletvekili maaşı ne kadardı? Bugün emekli 480 dolar alıyor deniyor, peki milletvekili maaşı kaç dolar? Aradaki fark neden her geçen yıl daha da açılıyor?
Bu mudur adalet?
Bu mudur sosyal devlet?
TERSİNE DÖNEN HESAP
2002 Aralık ayında:
- En düşük işçi emeklisi aylığı: 257 TL
- Asgari ücret: 184,25 TL
Yani emekli, asgari ücretlinin üzerindeydi.
Bugün?
Bu tablo tam tersine dönmüş durumda.
Emekli artık geçinemiyor, asgari ücretlinin bile gerisine düşmüş durumda. Bu sadece bir ekonomik veri değil,
bu bir toplumsal kırılmadır.
ADALET BİR KESİMLE OLMAZ
Evet, inkâr edemeyiz.
Yollar yaptınız, hastaneler yaptınız, savunma sanayinde önemli adımlar attınız.
Ama şunu da inkâr edemezsiniz: Emekliye ve çiftçiye yeterince dokunmadınız.
Adalet, yalnızca belli kesimleri memnun etmekle olmaz.
Kardeşlik, yalnızca nutuklarda kalırsa anlamını yitirir.
Bir ülkede emekli pazarda utanarak alışveriş yapıyorsa, bir çiftçi tarlasını ekemiyorsa, o ülkede rakamlar ne söylerse söylesin vicdanlar susmaz.
Son sözümüz şudur: Sayın Cumhurbaşkanı, rakamlarınız doğru olabilir ama hayat pahalı, vicdan yaralıdır. Emekli sadaka değil, hakkını istiyor.
Bu ülkeye ömrünü vermiş insanların tek talebi şudur: İnsanca yaşamak.
BUNU UNUTMAYIN!
Bu ülkede ekonomik sıkıntı varsa, ülke hepimizinse bu sıkıntıyı da hep beraber çekelim. Yük sadece emeklinin, çiftçinin, dar gelirlinin sırtına bindirilmesin. Bir de vekillerin maaşına dokunun bakalım neler oluyor. O zaman samimiyet mi konuşur, tepki mi ortaya çıkar hep birlikte görürüz.
Unutmayın; mesele rakam değil, hayattır. Mesele istatistik değil, vicdandır.
Bu yüzden bu tabloya herkes aynı yerden bakmalıdır: 40 Dolar Masalı, 25 Liralık Simit Gerçeği.
Ekonet Haber Taraftar Değil, Haberciyiz